Twitter Facebook Linkedin Youtube

KOBANİ DEĞİL ARAPPINARI

Cesurhan TAŞ

Cesurhan TAŞ

Kullandığımız sözcükler ve kavramlar çok önemlidir. Sözcükler ve kavramlar, beynimizdeki düşüncelerin ifadesi olabileceği gibi, bilinçsizce kullanımı ve sık tekrarı bizim o yönde düşünmemize ve eyleme geçmemize de yol açabilir.
Mesela son zamanlarda Türk Edebiyatı yerine “Türkiye Edebiyatı”, Türk Devleti yerine “Türkiye Devleti”, Türk Milleti yerine “Türkiye Halkı” denmeye başladı. Bu şekilde, geniş kitlelere sezdirmeden “Burada sadece Türkler yaşamıyor. Burada sizden daha eski ve daha çok Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Arap vs. vardı. Kendinizi bu toprakların sahibi görmeyin” mesajı bilinçaltlarımıza işleniyor. Eskiden devlet büyükleri televizyonlardan “Türk Milleti”nin bayramını kutlarlardı. Artık “Türkiye Halkı”nın bayramını kutluyorlar. Unutmayalım, kullandığımız kavramlar kaderimiz olur.
Bölücü ve yıkıcılar, Kuzey Irak bölgesine “Kürdistan”, Kuzeydoğu Suriye’ye “Rojava” ve Arapların yüzyıllardır Ayn-el Arab diye adlandırdıkları, bizim de Arapça’dan tercüme “Arappınarı” dediğimiz yere de “Kobani” diyorlar. Onların bu kavramları kullanmalarının bir amacı var. Ancak milli bilinçten yoksun medya mensupları da, bu sonradan uydurma ve maksatlı kavramları sürekli kullanarak, Türk Milletinin aklını karıştırmaya başlamışlardır. Bununla da yetinmemişler, Uludere ilçemize “Roboski”, Güroymak ilçemize “Norşin” ve hatta Diyarbakır şehrimize “Amed” diyerek bilinçlerimize buraların Türklere ait olmadığı iddialarını, çaktırmadan yerleştirmektedirler.

guroymak
“Türk-Kürt kardeştir” sloganı da benzer şekilde maksatlı bir propagandanın ürünüdür ve bu ülkede iki ayrı milletin varlığına işaret eder. Bunun uygulama sonuçları, maalesef bizi “self-determinasyon”a götürür. Bilinçsizce kullanımı, bir süre sonra “madem Kürt milletinin varlığını kabul ediyorsunuz, o halde devlet kurmalarına da izin verin” taleplerine bizi muhatap edecektir. Hâlbuki sadece Kürtler değil; bu ülkede çok sayıda etnik grup yaşar. Ama bunlardan sadece “Türk” bir etnik kavram değildir. Türk; herkesin üst ve ortak adıdır. Bu ülkede yaşayan tüm kişiler ve halklar kardeştir. Fakat hiç birisi, ayrı bir millet değildir. Bu ülkede bir tane millet vardır. Onun adı da Türk Milletidir.
Gerçekte Türk olmasına rağmen geniş halk kitlelerinin Türklük karşıtı sinsi ve tehlikeli kavramsallaştırma ve uygulamalara sessiz kalmasında, “İslam Ümmeti” kavramına duyulan saygının payı bulunmaktadır. Türk ve Türklük düşmanları, İslami kavram ve jargonları kullanarak topluma yaklaştığı için, milletimiz tehlikeyi sezememektedir. “Allah, peygamber, din, iman” diyen insanlardan bir kötülük geleceğini aklının ucundan bile geçirmemektedir. Hâlbuki bölücü ve yıkıcı unsurlar, Türk Milletinin dine olan bağlılığını bilerek bunu kullanmaktadırlar. Türk milletinin karşısına, dilinden dini kavramlar düşmeyen ama kalbinden İslam’a ve Türklüğe düşman olan siyasetçi, bürokrat ve işadamı çıkararak milleti kandırmaktadırlar.
“İslam Ümmetine acaba zarar mı veririm” düşüncesiyle Türklükten uzak duran insanlarımızın bu korkuları ve endişeleri, yersiz ve gereksizdir. Türkler ve Türklük, İslam Ümmeti için de çok önemli unsurlardır. Türkler birlik içinde olamazsa, zaten İslam Ümmeti de birlik olamayacaktır. İslam ümmetçiliğini, Türk milliyetçiliğinden ayrı ve uzak gösterenler, işgalci ve istilacı emperyalist güçlerdir. Bu tuzağa düşülmemelidir. Türk milleti, Müslüman olmakla İslam ümmetinin en önemli parçası haline gelmiştir. Türklerin olmadığı bir İslam ümmeti düşünülebilir mi? Elbette düşünülemez. O halde ümmetçi olduğunu iddia edenlerin aynı zamanda güçlü bir Türk milliyetçisi olması gerekmez mi?
Türklük fabrika ayarımızdır. Öyle doğduk. Bu durum, tercih ve seçim konusu değil ki! Türk doğduk, Müslüman olduk. Birisini diğerine öncelemiyoruz. İkisiyle de onur duyuyoruz…
Yılgınlığa ve tereddüde gerek yok. Milletimiz, ne badireler ne fırtınalar gördü. Büyük bir kaya kütlesi gibi durdu kasırgalar karşısında… Dev bir dağ gibi durdukça; kasırgalar ve fırtınalar bizden bir şey koparamaz. Unutmayalım; “Türkiye ve Türkler bir ve bütün olmadan, İslam Ümmeti de bir ve bütün olamaz”
Yüce Rabbim bu cennet vatanı, şeytanın, şeytanlaşmışların, hainlerin ve ahmakların şerrinden muhafaza buyursun…

.

Cesurhan TAŞ

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Cesurhan Taş Hakkında

Cesurhan TAŞ: (Ankara) 1974 Anamur doğumludur. ODTÜ İ.İ.B.F, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü mezunudur. İngilizce, Arapça ve Rusça bilmektedir. Devlet yapısı, kamu yönetimi, mali yönetim, kalkınma ekonomisi, bölgesel kalkınma ve kamu hukuku alanlarında çalışmaları bulunmaktadır. Yörük ve Türkmen kültürü üzerine de araştırma ve inceleme çalışmaları yapmaktadır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz