Twitter Facebook Linkedin Youtube

HAVZALARIN SÜRDÜRÜLEBİLİR YÖNETİMİ VE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Mustafa ÇETİN

Mustafa ÇETİN

(Bu çalışma, 10-12 Eylül 2014 tarihli Çankırı Havza Yönetimi Sempozyumu’nda yayımlanmıştır.) Sivil Toplum Kuruluşu; herhangi bir konuda, benzer fikir yapısına sahip kişilerin bir araya gelerek mevcut problemleri çözmek adına, projeler üreten ve kar amacı gütmeyen bir kurumsal kimliğe sahip olan oluşumlardır. Sivil Toplum Kuruluşları topluma yararlı bir hizmet geliştirmek için kurulmuş ilgili mevzuata göre kurulmuş ve belirli mevzuatı olan yasal topluluklardır ve topluma, diğer kişilere, çevreye veya diğer canlıları hizmet edip yardım etmek için kurulmuşlardır.

Sivil Toplum Kuruluşu tanımı ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Örneğin sivil toplum sektörü ABD’de de hükümet dışı sektör (NGO, non-governmetal organisation) veya kar amacı gütmeyen sektör (non-profit sector) olarak kullanılırken, İngiltere’de kimi zaman gönüllü sektör (voluntary), kimi zaman ise gönüllü ve topluluk sektörü (voluntary and community sector) olarak ifade edilmektedir. Bunun yanında Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi, toplum yararı doğrultusunda sorumluluk üstlenen, resmi makamlar ile yurttaşlar arasında aracı işlevi gören bütün örgütsel yapılanmaları Sivil Toplum Kuruluşları (STK) olarak kabul etmektedir. AB’nin tanımına göre bütün ekonomik, toplumsal ve meslek kuruluşları bu kapsama girmektedir.

Türkiye’deki STK’lar ile diğer ülkelerdeki STK’ya karşılık gelen terimler işlev, yapı ve etkinlik bakımından birebir örtüşmemekte, Türkiye’de hükümet dışı kuruluşları adlandırmak için daha çok Sivil Toplum Kuruluşları kavramı kullanılmaktadır. STK’lar çoğu zaman sivil toplum örgütleri (STÖ) ve gönüllü teşekküller (GT), demokratik kitle örgütleri, üçüncü sektör, yönetim dışı örgütler gibi farklı isimlerle anılmaktadır. Türkiye’de STK denilince; “dernekler, vakıflar, kamu yararına çalışan kuruluşlar, meslek odaları, yerel ve meslek birlikleri[2], kooperatifler, sendikalar, federasyonlar, konfederasyonlar, yurttaş girişimleri ve platformları” kapsamaktadır (URL-1). Bunun yanında Türkiye’de STK çerçevesi tartışılmaktadır. Hukuki ve sosyolojik tanımlarla Hükümet Dışı Örgüt (NGO) tanımı ile Sivil Toplum Kuruluşları (STK) arasında kalınmakta meslek odaları, kooperatifler, sendikalar sayılmamaktadır. Diğer yandan altın günü yapan kadınlar, facebook gruplarının da sayılacağı dile getirilmektedir. Bu tartışmalar “kamu yararının olması, sivil ilişkiler olması, gönüllü katılım olması” gibi ana eksenler üzerinden de tartışılmaktadır. Bu konunun birinci derecede STK ve ikinci derecede STK olmak üzere ikiye ayırmak suretiyle çözülebileceği savunabilir.

Türkiye’de dernekler ve vakıflar en önemli STK olarak bilinmektedir. Yaklaşık 102829 dernek, 5 bin kadar vakıf, yüzlerce birlik ve odaları, kooperatifler, sendikalar gibi STK kapsamına giren her bir oluşum, ayrı yasal çerçeveler altında düzenlenmektedir. STK’lara ait mevzuat ve diğer güncel bilgiler için ilgili kurumlar şu şekilde dile getirilebilir; a) Dernekler ve Birlikler için İçişleri Bakanlığı-Dernekler Dairesi Başkanlığı (www.dernekler.gov.tr), b) Vakıflar için Vakıflar Genel Müdürlüğü (www.vgm.gov.tr), c) Sendikalar için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (www.csgb.gov.tr), d) Mühendis ve Mimar Odaları için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (www.tmmob.org.tr), e) Kooperatifler için Gümrük ve Ticaret Bakanlığı- Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü (www.koop.gtb.gov.tr) ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Tarım Reformu Genel Müdürlüğü bünyesindedir.

Sivil Toplum Kuruluşları Bölgesel Kalkınma Ajanslarından, TİKA’dan, Üniversitelerden, Resmi Kuruluşlardan, Tanıtma Fonundan proje fonu, eğitim ve araştırma-geliştirme desteği alabilmektedir. Bunun yanında bazı STK’lar da kendi aralarındaki birlik ve işbirliği için projelere fon sağlamakta, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği, Yeşilay, REC Türkiye gibi başka kurumlar da tercihen projelere hibe veya kredi verebilmektedir.

Kuruluş konuları ve yasal statüleri farklılıklar gösterse de hepsinin dayandığı temel “Birlikten Güç Doğar” ilkesidir. Sivil Toplum Örgütleri; amaçları doğrultusunda projeler, yayınlar, etkinlikler, toplantılar, lobi çalışmaları gibi çalışmalar yürütür, üyeleri ikna ve eylemlerle çalışır, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle kabul eder, kar amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlar veya üyelik ödemeleri ile sağlamaktadır.

Bu çalışmada ormancılık faaliyet ve projelerini yapan STK’lara “ormancılık Sivil Toplum Kuruluşu” denilmiş özellikle arazide, ormanda yada ormancılık birimlerinde ve diğer kişilere ormancılık proje ve çalışmaları yapmayan STK’lara yer verilmemiştir. Türkiye’de Ormancılık STK’larıyla ilgili araştırmalardan bahsedildikten sonra dünyada dikkat çeken bazı havzaların sürdürülebilir yönetimi ve sürdürülebilir arazi yönetimi konusunda Ormancılık Sivil Toplum Kuruluşlarından örnekler verilecektir. Türkiye’de mümkün olabilecek Sivil Toplum Kuruluşları üzerine hazırlanan bu çalışma havzalarda ormancılık ve sürdürülebilir arazi yönetimi konusunda sivil toplumun geliştirilmesi anlamında önemlidir.

2. Türkiye’de Ormancılık Sivil Toplum Kuruluşlarıyla İlgili Araştırmalar

Kırış ve Ark., (2009)’da yaptıkları araştırmaya göre Türkiye’de bulunan Ormancılık ve Ormancı Sivil Toplum Kuruluşlarını araştırmışlardır. Bu çalışmaya göre Ormancılık STK’ları olarak Orman Mühendisleri Odası (OMO, www.ormuh.org.tr), Türkiye Ormancılar Derneği (TOD, www.tod-tr.org.), Yeşil Türkiye Ormancılar Derneği (YTOD, www.yesilturkiye.org.tr), Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunlarını Araştırma Derneği (www.kirsalcevre.org.tr), Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (ORKOOP, www.orkoop.org.tr.), Ege Orman Vakfı (www.egeorman.org.tr), Tema Vakfı (www.tema.org.tr ), Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK, www.turcek.org.tr), Doğa ve Çevre Vakfı (DOÇEV, www.docev.org.tr), Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL), Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD, www.ttkder.org.tr) gösterilmiştir. Ayrıca özel orman sahiplerinin bir STK kurabileceği önerisinde bulunmuştur.

orman stk

Şekil 1. Türkiye’de Ormancılık Sivil Toplum Kuruluşlarının Amblemleriyle Gösterimi

Türkiye Çevre Vakfı (TÇV), “Gönüllü Kuruluşlar Toplantıları” olarak hazırladığı kitaplarda (TÇV, 1994 ve 1995) güncellenmesi gereken Ormancı STK’lara ait bilgilere yer vermiştir. Bunun yanında bazı Sivil Toplum Kuruluşlarından 37 kadar STK, Ankara merkezli “Türkiye Tarım, Ormancılık, Gıda ve Çevre Platformu-TÜRÇEP” adıyla bir araya gelmiştir (www.buğday.org, 18.08.2004). Bazı ormancılık STK’ları TÜRÇEP üyesidir. Akesen vd., (2003)’de yaptıkları çalışmada ormancılıkta katılım, ilgi/çıkar grupları, sorunları ve öneriler incelenmiştir. Bu çalışmaya göre Ormancılığın temel boyutları ile ilgilenen pek çok gönüllü kuruluş bulunmakta, söz konusu kuruluşların nitelikleri ve çalışma sistemlerinin etkenliği ile ilgili tatmin edici bir çalışma bulunmamaktadır. Aralarında gerçekten saygı duyulacak etkinlikler yürütenler olduğu gibi, pek çoğunun neredeyse bir moda akımı gibi oluştukları söylenebilir, denilmiştir.

Çağlar, (2005)’de yaptığı çalışmada Sivil Toplum Kuruluşlarını Gönüllü Kuruluşlar, Meslek Kuruluşları ve Ekonomik Amaçlı Kuruluşlar olarak sınıflandırmıştır. Bunun yanında Türkiye’de STK’ların etkenlik düzeylerini yükseltebilecek birliktelikleri oluşturma becerisi yeterince gelişmediğini savunarak STK’ların doğa koruma alanında çoğunlukla yarışmacı ve kimi durumlarda da çatışmacı ilişkiler içerisinde olduğunu dile getirmiştir. 1980’li yıllarda Türkiye’de de egemenleşen ekonomik, toplumsal ve kültürel ilişkilerin biçimlendirdiği değer yargıları STK’ları katılmacılaştırılmış ve taşeronlaştırılmıştır, denilmiştir.

orman 2

Şekil 2. Havzalarda Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve Rehabilitasyonu için Sivil Toplum Kuruluşları geliştirilmelidir.

Özellikle son yıllarda çeşitli ülkelerarası kuruluşlar hem kamu kurum ve kuruluşlarına, hem de STK’lara sağladıkları proje destekleri değişme ve gelişmeleri yönlendirebilecek etkenlik düzeyine ulaşmıştır. STK’ların bu çabalara katkıda bulunması isteniyorsa hem kamuda, hem de STK’larda işbirliğini kolaylaştırıcı kültür ve davranış biçimlerinin oluşturulması zorunludur. Geray (1999)’da yaptığı çalışmada genel olarak Sivil Toplum Kuruluşlarının amaca uygunluk, gönüllü çalışma, ülkeye fayda, yeterlilik gibi durumlarını araştırmış ve STK’ların etik yönünden değerlendirmelerde bulunmuştur.

3. Dünya’da ve Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşlarının Bazı Özellikleri

Devlet sosyal politikaların tasarlanması gerekli hukuki altyapının oluşturulması “refah toplumu hedefi” gereği sağlık, barınma, eğitim, sosyal güvenlik ve kişisel sosyal hizmetler gibi temel sosyal hizmetler alanlarıyla ilgilenmektedir. Bunu gelenekçi yaklaşımla kamu ve kurumları eliyle görev bilir. Bunun yanında aile, sivil toplum örgütleri ve piyasa gibi aktörler veya kurumlar tarafından dışarıdan da sağlanabileceği ve geliştirilebileceği iddiası, sosyal politikanın kapsamının genişlemesine neden olmuştur (Coffey, 2004).

Sivil Toplum Kuruluşları az gelişmiş ülkelerde genellikle toplumun küçük yâda coğrafi olarak belli bir kesimine yönelik gıda, sağlık, barınma alanlarında mütevazı toplumsal projeler yürüttükleri görülmektedir. Temel yoksunluk alanlarıyla mücadeledeki bu parçalı yapılanma ülke geliştikçe ve kapasite arttıkça daha merkezi bir hal almakta kapsamı genişlemektedir.

Gelişmiş ülkelerdeyse STK’ların hizmetlerinin ülke sınırlarını aştığı ve hatta ülkeler üstü bir yapıya kavuştukları böylece az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere doğru faaliyetlerini genişlettikleri görülmektedir. Bunun yanında gelişmiş ülkelere de bakıldığında STK’lar ikame değil, tamamlayıcılık ve işbirliği rolleri ile hizmet verdikleri görülmektedir. Örneğin kar amacı gütmeyen STK’ların önemini erken fark eden ülkelerden biri olan İngiltere’de bile devlet hâkim konumunu devam ettirmektedir. Almanya’da da bu şekilde nerdeyse finansmanın yarısı devlet tarafından sağlanırken hizmetlerin sunumu ise STK’lar ile işbirliği ile yerine getirilmektedir (Özdemir, 2004). Devlet mülk ve hizmetleriyle vakıf devleti konumundaki Osmanlıda birçok hizmetini önemli bir STK olan vakıflar sayesinde yapmıştır. Osmanlı Döneminde, ”Kuşlara Pirinç, Hayvanlara Gıda ve Su Verilmesi Vakfı” gibi çok sayıda vakıf olduğu ve Osmanlının bir vakıf devleti olduğu görülmektedir.

Avrupa Komisyonu Türkiye 2013 Yılı İlerleme Raporu’na göre Sivil toplum konusunda; “Türkiye’de giderek gelişen aktif bir sivil toplum bulunmaktadır; İçişleri Bakanlığının dernekler mevzuatını, Avrupa standartlarına uygun olarak, sivil toplum örgütlerinin finansman sağlamasını kolaylaştırmasına ve örgütlenme özgürlüğünü teminat altına almasına ihtiyaç vardır. Yasal çerçeve, Sivil Toplum Kuruluşlarının işleyişini engellemektedir ve aşırı bürokrasi sivil toplum katılımı konusunda sıkça cesaret kırıcı olmaktadır. STK’ların isteklerini duyuracakları ve politika yapımında yer alacakları yapısal katılımcı mekanizmalar bulunmamaktadır; bunun yerine yaklaşımlar ad hoc (amaca özel geçici çözüm) temelli olmakta ve tüm karar alma döngüsü (uygulamanın izlenmesi dâhil) yerine sıklıkla bu döngünün belirli aşamaları ile sınırlı kalmaktadır. Dernekler ve vakıflar mevzuatı, dernekleri daha da güçlendirecek şekilde uygulanmalıdır. Hali hazırda, cezalar ve denetim konularında sorunlar ortaya çıkmaktadır. İlgili diğer mevzuat, STK’lar karşısında sınırlayıcı biçimde yorumlanmaya devam etmektedir. STK’ların mali ortamı, özel bağışlara ve sponsorluğa yönelik vergi ve diğer konulardaki yetersiz teşviklerden ibaret olup, bu durum STK’ların çoğunu kamu projesi hibelerine (genellikle uluslararası nitelikli) bağımlı kılmaktadır. STK’lara yönelik kamu fonları yeterince şeffaf ve kurallara dayalı değildir. Kamu fonları, STK’lara bakanlıklar ve proje ortaklığı mekanizmaları aracılığıyla tahsis edilmekte olup, nadiren hibe tahsisatı veya hizmet sözleşmeleri aracılığıyla sağlanmaktadır. Bakanlar Kurulu kararı ile çok kısıtlı sayıda STK’ya vergi muafiyeti ve kamu yararı statüsü verilmektedir. Sosyal teşebbüsler, mevzuatta ayrı bir tüzel kişilik olarak tanımlanmamıştır. STK’ların lobicilik güçlerini artırmaları ve Türk toplumunun ilgisini çekmeleri için desteğe ihtiyaçları vardır. AB-Türkiye Sivil Toplum Diyaloğu programları devam etmekte olup, bugüne kadar Türkiye’deki 1.600 STK’yı kapsamıştır. Bu programlar sivil toplumun gelişmesine ve yerel düzeyde STK’ların çok daha fazla tanınmasına katkı sağlamış ve münferit STK’ların kapasitelerinin, ortaklıklarının ve görünürlüklerinin artırılmasına yardımcı olmuştur. Programların AB ve Türk STK’ları arasındaki sürdürülebilir diyaloğu gerçek anlamda teşvik etmesi için daha fazla çabaya ihtiyaç vardır.”

4. Türkiye’den ve Dünya’dan Örnekleriyle Havza Sivil Toplum Kuruluşları

Tarih boyunca akarsu boylarında gelişen kentler, bulundukları havzada aynı hayat kaynağından beslenmiş ve benzer bir kültür oluşturmuşlardır. Aynı havzada yaşayan toplulukların kültürel özellikleri birbirine benzemektedir. Nehir etrafında şekillenen kültürler ve yerleşim yerleri binlerce yıl yaşamışlardır. Türkiye’de Toplamda 25 büyük havza bulunmaktadır. Bunlar; Ergene, Marmara, Susurluk, Kuzey Ege, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Batı Akdeniz, Antalya, Burdur, Akarçay, Sakarya, Batı Karadeniz, Yeşilırmak, Kızılırmak, Konya, Doğu Akdeniz, Seyhan, Asi, Ceyhan, Fırat Dicle, Doğu Karadeniz, Çoruh, Aras, Van Gölü havzası olarak isimlendirilmiştir.

Türkiye Doğu Anadolu Havza Islahı Projesi katılımcı planlamayı mikro havza seviyesinde başarıyla uygulamıştır. Proje, çiftçilerin problemleri algılayışını tartışmayı, muhtemel çözümler üzerinde anlaşmaya temel oluşturan bir dizi uygulama seçenekleri ve tecrübelerden edinilen dersleri ve uyarlamalı araştırma ve demonstrasyonların (yayım faaliyetlerinin) sonuçlarını içeren bir etkileşimli mikro havza planlama aracını, bir “Çiftçi Merkezli, Problem-Sor-Sapta-Çöz” yaklaşım kullanarak geliştirmiştir. Mikro havzadaki her köye ait planlar, mikro havza planları ve bütçe taleplerinin yapı taşlarını oluşturmuştur. Proje, kaliteye odaklanmış, dikkate değer biçimde esneklik sergilemiş ve yaptıkça-öğren yaklaşımı uygulamıştır (Daeghouth vd., 2008).

Havzaların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda özellikle gelişmiş ülkelerde birçok Sivil Toplum Kuruluşu olduğu görülmektedir. Bunun yanında Türkiye’de de özellikle orman köylüsü başta olmak üzere kırsaldaki halkın kalkınmasına yönelik STK’lar faaliyete geçmektedir. Bazı kuruluşların havzalarda kalkınmaya yönelik havza birlikleri kurdukları bilinmektedir.

Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) havza birliklerini oluşturmuştur. Bu havza birlikleri ile havzalardaki küçüklü büyüklü yerleşmelerin, ortak doğal ve kültürel özellikler çerçevesinde bir araya gelerek kalkınması için güç birliği yapmasını öngörmektedir. Havza birliklerinin amacı; doğal ve kültürel birikimler konusunda yerel inisiyatiflerin ve yerel yönetimlerin harekete geçmesini sağlamak, belirlenen öncelikler doğrultusunda ‘süreklilik’ ve yeni ‘dayanışma’ ortamları ile planlama ve koordinasyonu gerçekleştirmek, havzaya özgü değerleri ve gelenekleri de ekonomiye kazandırmak, doğal-tarihsel-kültürel değerlerin korunmasına bağlı kalkınma modelini tüm havzaya yaymak olarak özetlenmiştir. Bu Havza birliklerine yönelik ilk adımlar, Antalya’nın Akseki-İbradı yöresinde atılmış Elmalı-Kaş-Finike Havzası’nda bir dizi çalışma gerçekleştirip bu deneyimlerle diğer havza birlikleri hayata geçirilmiştir. Büyük Menderes Havzası Çevre Koruma Birliği Şubat 2008’de; Batı Karadeniz Kalkınma Birliği (BAKAB) ise 2009’da kurulmuş ve Yukarı Çoruh, Arpaçay, Yukarı Fırat, Kızılırmak, Göksu-Ergene havzalarında birliklerin kuruluş çalışmaları da yürütülmekte olduğu belirtilmiştir. Küçük Menderes Havzası Koruma Birliği Kasım 2000’de çalışmaya başlamıştır. İzmir Valiliği, yöre belediyeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Orman Bölge Müdürlüğü’nün teknik, İzmir Valiliği ve İçişleri Bakanlığı’nın mali desteğiyle yürütüldüğü belirtilmiştir. Birlik çalışmaları Birgi’de bulunan Küçük Menderes Araştırmaları Merkezi (KÜMAR) aracılığıyla yürütülmektedir (www.cekulvakfi.org.tr).

Kelkit Havzası Kalkınma Birliği; Kelkit Havzası bölgesinde gelir getirici, göçü azaltıcı, diğer bölgelerle gelişmişlik farklılığını azaltıcı faaliyetler ve projeler için kamu ve özel kuruluşlar ile iş birliği yapmakta; havza kaynaklarının ayrıntılı araştırılmasının ardından ekonomi, kültür, orman, tarım, eğitim, sağlık, turizm alanlarında somut sonuçlara ulaşan projeler gerçekleştirme amacındadır. Bölgenin doğal ve kültürel zenginleri ile bölge kalkınmasına katkıda bulunmak amaçlarıyla birlik başkanlığını Tokat Valisi’nin yaptığı ve Giresun, Erzincan, Gümüşhane ve Sivas’tan valilik ve Özel İdare Genel Sekreterliğinden üst düzel yetkililerin yönetimde olduğu 2003 yılında kurulan Kalkınma Birliğidir. Birlik 30 kadar kültürel miras projesinin uygulanması ve yönetilmesinde yerel ortaklara destek verilmiştir (URL-5).

‘Gediz Kuş Cenneti Koruma ve Geliştirme Birliği’ bu konuda doğa koruma alanında Türkiye’de sayılabilecek az sayıdaki “Havza Sivil Toplum Kuruluşu” olarak bilinmektedir. Fakat Türkiye’de genel olarak bakıldığında doğa koruma ve yaban hayatı çalışma ve ilgi alanlarında yaygın olarak birçok STK bulunduğu görülmektedir.

Havza Yönetim Heyetleri Tebliği[3] ile 2013 itibariyle Orman ve Su İşleri Bakanlığı öncülüğünde İlgili valiliklerin, DSİ, OGM, SYGM, STK’lar, Üniversiteler ve OSB temsilcileri ve ilgili kurumların da bulunduğu Havza Yönetim Heyetleri kurulmaktadır. Bu heyetlerin teşekkülü, görevleri, çalışma usul ve esasları bu tebliğde belirtilmiştir.

Ohio Nehri Vakfı, (ORF, www.ohioriverfdn.org, Ohio River Faundation) bir grup vatandaş tarafından 2000 yılında, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak doğal kaynakların bozulmasına karşı kurulmuştur. Ohio Nehri havzası içme suyu, rekreasyon ve ticaret kaynağıdır ve yaban hayatı yaşam alanı sağlamaktadır. ORF’nin amacı; bugünkü ve gelecek kuşakların sağlık ve keyfi için, Ohio Nehri ve kollarının su kalitesi ve ekolojisini korumak ve geri kazanmaktır. ORF Nehir restorasyonu için teşviklerin yanı sıra, su kalitesinin korunması ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi için eğitim ve yönetim programları sunmaktadır.

Truckee Nehri Havzası Konseyi, (www.truckeeriverwc.org, Truckee River Watershed Council) havzanın korunması, restorasyonu, sağlığı, izlenmesi, projelerin koordine edilmesi ve izlenmesi amacıyla kurulmuştur. Truckee Nehri Günü kapsamında ilk defa 1996 yılında su kalitesi ve habitat sorunlarını çözmek amacıyla toplanılmış ve bu konsey kurulmuştur. Konseyde; ABD ilgili bakanlığa bağlı Orman Servisi, Bölgesel ajanslar, özel sektör temsilcileri, iş konseyleri, su ile ilgili otorite ve STK’lar, koruma vakıfları, üniversiteler ve yerleşim yerleri yönetimlerinden oluşan 600’ü aşkın gönüllü olduğu görülmektedir. Kurulduğundan beri 80 kadar küçüklü büyüklü restorasyon projeleri gerçekleştirmiştir. Bunun yanında son zamanlarda tamamlanmak üzere 40 kadar büyük ölçekli restorasyon projesi devam etmektedir (URL-2).

Kongo Havzası Orman Ortaklığı, (CBFP, www.pfbc-cbfp.org, Congo Basin Forest Partnership) gönüllü bir multi-paydaş girişimi olarak dikkat çekmektedir. Bu ortaklık Afrika ülkelerinde, bağış kuruluşları, hükümetler, uluslararası kuruluşlar, Sivil Toplum Kuruluşları, bilimsel kuruluşlar ve özel sektör dahil olmak üzere 70 kuruluşu bir araya getirmiştir. CBFP Kongo Havzası’ndaki orman ekosistemlerinin korunması ve sürdürülebilir yönetimini teşvik etmek için, Orta Afrika Orman Komisyonu (COMIFAC) ile yakın ilişki içinde çalışmaktadır.

Dünyada birçok STK olduğu görülebilir Amerika’da daha gelişmiş bir örgüt yapısıyla Havza/ Nehir kuruluşları dikkat çekmektedir. Bunun yanında birçoğu vakıf şeklinde olduğu görülmektedir. Bunlara; Yolo Basin Faundation, Jordan River Faundation, Buffallo River Faundation, Nile River Faundation, Colorado River Faundation, San Antonıo River Faundation, The San Diego River Faundation… gibi örnekler verilebilir.

orman3

Şekil 3. Dünya Bazı Önemli Havza Sivil Toplum Kuruluşlarının Amblemleri

Sürdürülebilir kalkınma için nehir havzaları düzeyinde bütüncül su kaynakları yönetimini teşvik amacıyla 1994 den beri faaliyette bulunan Havza Organizasyonları Uluslararası Ağı (International Network of Basin Organizations- INBO) küresel anlamda Havza örgütleri birliği olarak bilinmektedir.

Havza Organizasyonları Uluslararası Ağı (INBO) toplamda 71 ülkede 192 üyesiyle çalışmalarını yürütmektedir. Bu konuda www.inbo-news.org sayfasından çalışmalarına ulaşılabilir. Türkiye’de Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) ile iletişim halinde çalışmaktadır. Bunun yanında İNBO listesine göre Uluslararası Havza Komisyonları Listesinden birkaç örnek vermek gerekirse; Avusturya’da faaliyette olan ‘Tuna Nehrinin Korunması Uluslararası Komisyonu’ (ICPDR, www.icpdr.org), Belçika’da faaliyette olan Uluslararası Meuse Komisyonu (IMC-CIM, www.meuse-maas.be), Uganda’da faaliyette olan Nil Havzası Girişimi (NBI, www.nilebasin.org), Nijer’de faaliyette olan Nil Havzası Otoritesi (ABN, www.abn.ne) örnek olarak verilebilir (URL-3).

5. Sonuç ve Tartışma

Havza ölçekli veya farklı ölçeklerdeki çalışmaları esas itibarıyla devlet yaptığı görülmektedir. Devletin çalışmalarına halkın katılımı çok önemli olmasına rağmen birçok proje için bu katılım henüz yeterli değildir. Halkın katılımını artıracak yöntem olarak STK’ların etkin kullanımı ve yönlendirilmesi olabilir, sadece kişilerin doğrudan iştiraki ise kolay ve başarılı bir yol değildir.

Havzaların Sürdürülebilir Yönetimi konusunda proje, eğitim, araştırma, planlama, uygulama ve denetim çalışmalarına STK’ların katılımının sağlanması sadece mevzuat iyileştirmesi ile sağlanamamaktadır. STK’ların anlayışın bu yönde geliştirilmesi çok daha faydalı olacaktır. STK iştiraki hibe, proje ve malzeme desteği, her çeşit kamu faaliyeti için ciddi ve samimi davet çok önemlidir.

Proje, eğitim, araştırma, planlama, uygulama ve denetim çalışmalarında fahri denetçilik yapan, kuruluş amacına ve mevzuata uygun çalışan, etkin katılımcılık sağlayan ve sürdürülebilirlik katan STK’lar ödüllendirilmeli, özendirilmeli ve öncelik verilmelidir. Bunun yanında yanlış yapanlar ise çeşitli caydırıcı işlemlere tabi tutulmalıdır.

Ormancılık ve arazi planlamalarının sürdürülebilir olması için halkın katılımı şarttır. Bunun için sivil toplumu harekete geçirmek gerekmektedir. Sivil Toplum Kuruluşları bu yönde hareket etmesinde fayda olabileceği öngörülebilir. Bunun yanında Türkiye’de birçok Havza Rehabilitasyon Proje geliştirilmektedir ve gelecek dönemde havza tabanlı arazi planlaması ve projeleri ile doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına yönelik projeler geliştirilecektir. Türkiye’de Entegre Havza Rehabilitasyon Projeleri ve Yönetiminin geliştirilmesi, katılımcılığın sağlanabilmesi, planlamada kullanılan SOR- SAP- ÇÖZ tekniğinin daha etkin sağlanabilmesi ve projelerin sürdürülebilir olması için havza mantığı ile faaliyet gösteren ve çalışmalarını havza yönetiminde olduğu gibi entegre yürütecek Vakıf, Dernek, Birlik… gibi Sivil Toplum Kuruluşları olmalıdır.

Entegre Havza Rehabilitasyon Projeleri Dünya’da ve Türkiye’de sürdürülebilir arazi yönetimi ve rehabilitasyonu ile toplum temelli kırsal kalkınma hedeflerine ulaştırmakta ivme kazandırmıştır. Tükiye’nin yaptığı havza projeleride toplum temelli oluşu ile dikkat çekmektedir. Fakat Sivil Toplum Kuruluşlarının bu katılımcı yaklaşımda rolü daha da arttırılmalıdır.

Havza kelime itibariyle halk açısından anlamlı ve pek kullanılır bir terim olmayabilir. Fakat gelişmiş ülkelerin birçoğu bu konuda çalışma yapmaktadır. Havza tabanlı arazi planlaması ve projelendirilmesinin öneminden kaynaklanan birçok Sivil Toplum Kuruluşu oluşturulmuştur. Türkiye’de de mevcut olan bazı Ormancılık Sivil Toplum Kuruluşları Havza Rehabilitasyon Projelerinde katılımcılığı ve sahiplenmeyi arttırıcı faaliyetlerde bulunabilir ve projeler için çalışma alanlarını bu yönde geliştirebilir.

Dünya’da Amerika ve bazı önemli Nehir havzalarında havza STK’ları özellikle vakıf şeklinde dikkat çekmekte, Havza Organizasyonları Uluslararası Ağı (INBO)’nun yanında Türkiye’de kurulan Havza Yönetim Heyetleri ve Havza Kalkınma Birlikleri gibi kuruluşlar olduğu görülmektedir. Türkiye’de Ormancılık Teşekkülleri Kırış ve Ark. (2009) tarafından incelenmiş ve çalışma alanları belirtilmiştir. Bu çalışmaya göre Yeşil Türkiye Ormancılar Derneği gibi çok az STK’nın ormancılık çalışması yaptığı ve havza alanında hiçbir STK’nın ormancılık faaliyeti yapmadığı görülmüştür. Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşlarının bazı faydalarının görüldüğü ve geliştirildiği gibi bazı sıkıntılarının da olduğu görülmektedir. Dernek, Oda, vakıf şeklinde ormancılık teşekkülleri mevcuttur. Fakat henüz ormancılık için birlik havza Sivil Toplum Kuruluşu şeklinde herhangi bir teşekkül bulunmamaktadır. Mevcut bu bahsi geçen STK’ların Havzaların Sürdürülebilir Yönetimi konusunda geliştirilmesi ve projelerinin ve çalışmalarının bu yönde ve anlayışta olması sağlanabilir. Uluslararası alanda çalışma alanı olan veya yurtdışında şubesi olan herhangi bir ormancılık teşekkülü de bulunmamaktadır. Sınırı aşan sular ile konu edilen Uluslararası öneme sahip havzalarımızın sürdürülebilir yönetimi konusunda STK’lar geliştirilmeli ve gelişmiş ülkelerdeki STK’ların anlayışı Türkiye’de de yer almalıdır.

Türkiye’de Havza Rehabilitasyon Projelerinin önemi ve özellikleri giderek artmakla beraber; havza projelerine sivil toplumun ve STK’ların destek olması sağlanması amacıyla Havza Teşekkülleri kurulabilir. Birçok havza problemini çözümü için ve havzaların sürdürülebilir yönetimi konusunda ormancılık Sivil Toplum Kuruluşu kurulabilir. Bunun yanında Havza Yönetim Heyetlerine destek sağlayacak STK niteliğinde Havza Teşekkülleri kurulabilir. Örneğin “Susurluk Havzası Değerlendirme Vakfı/Derneği/Birliği”…gibi bir teşekkül kurulabilir. Projeye dayalı birliktelik halindeki Ormancılık Teşekkülü (Ceyhan ve Seyhan Havzası Projeleri Birliği… gibi), Havzaların Sürdürülebilir Yönetimi konusunda (Susurluk Havzası Araştırma Geliştirme ve Planlama Vakfı) ormancılık teşekkülü Türkiye için düşünülebilir.

.

Mustafa ÇETİN

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

[1] Bu çalışma Çankırı,10-12 Eylül 2014 tarihli Havza Yönetimi Sempozyumu’nda yayımlanmıştır.

[2] Noterler Birliği, Barolar Birliği, Bankalar Birliği, Veteriner Hekimler Birliği, Eczacılar Birliği… gibi

[3]Bu Tebliğ, 18 Haziran 2013 tarih ve 28681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kaynaklar

  1. Akesen, A., Ekizoğlu, A., Erdönmez, C., Kuvan Y., (2003), Ormancılıkta Katılım: Ormancılık Politikası Açısından Bir Değerlendirme, 2. Ulusal Ormancılık Kongresi, 19-20 Mart 2003, Ankara, s. 38-48.
  2. Anonim, (2014) Avrupa Komisyonu Türkiye 2013 Yılı İlerleme Raporu, Komisyon Tarafından Avrupa Parlamentosuna Ve Konseye Sunulan Bildirim, Genişleme Stratejisi Ve Başlıca Zorluklar 2013-2014. URL: http://www.abgs.gov.tr/files/AB_Iliskileri/AdaylikSureci/IlerlemeRaporlari/2013_ilerleme_raporu_tr.pdf
  3. Coffey, A., (2004), Reconceptualizng Social Policy, Open University Press, England.
  4. Çağlar, Y., (2005), Sivil Toplum Örgütleri Doğa Koruma Alanında Neleri, Nasıl Yapmalı? Ve Yapmamalı?, Korunan Doğal Alanlar Sempozyumu, 8-10 Eylül, Isparta, s.15-27.
  5. Çetin, M., (2014) Bazı Uluslararası Ve Ulusal Ormancılık Teşekkülleri Raporu, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Ankara.
  6. Daeghouth, S., Ward,C., Gambarelli, G., Styger E., Roux, J., Havza Yönetim Yaklaşımları Politikaları Ve Faaliyetleri: Ölçek Büyütmeye Yönelik Dersler, Su Sektörü Kurulu Kararı Belge Serisi, Dünya Bankası, Washington, Belge No.11, Mayıs 2008.
  7. Geray, A. U., (1999), Sivil Toplum Örgütleri ve Etik, Çekül Vakfı Yayını.
  8. Kırış R., Çetiner Ş., Gülenay S., Ormancı Sivil Toplum Kuruluşları, II. Ormancılıkta Sosyo Ekonomik Sorunlar Kongresi, 21 Şubat2009, Isparta.
  9. Özdemir, S., (2004), Küreselleşme Sürecinde Refah Devleti, İTO Yayınları, 2004-69, İstanbul.
  10. URL-1: http://www.kurumsalsosyal.com/tr-TR/haberler/97_turkiyenin-stk-fotografi!.aspx, (Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2014)
  11. URL-2: https://www.truckeeriverwc.org/about/about-trwc, (Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2014)
  12. URL-3: http://www.inbo-news.org/IMG/pdf/List_of_Heads_of_International_Basin_Commissions-2.pdf, (Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2014)
  13. URL-4: http://siteresources.worldbank.org/TURKEYEXTN/Resources/361711-1216301653427/5218036-1267432900822/WatershedExperience-tr.pdf, (Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2014)
  14. URL-5: http://www.kelkithavzasikalkinmabirligi.gov.tr/index.php?page=iletisim&lang=tr, (Erişim Tarihi: 25 Ağustos 2014)

Mustafa Çetin Hakkında

Mustafa ÇETİN: (Ankara) Balıkesir (Sındırgı) doğumludur. Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Orman Mühendisi ve aynı üniversitede Yüksek Lisansı bitirerek Orman Yüksek Mühendisi unvanını almıştır. “Doğa Hakkında Bir şeyler” temasını işleyen www.cetinadam.com ve Sındırgı hakkında popüler kültür sayfası www.sindirgida.com web sayfalarının editörlüğünü yürütmektedir. ‘Hatıraları, Tarihi, Kültürü ve Tabiatıyla Sındırgı’ hakkında bir kitap çalışması vardır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz