Twitter Facebook Linkedin Youtube

MUSUL’DA BİR KÜRDİSTAN TİYATROSU

Ziya ABBAS

Musul Valisi Esil El Nuceyfi, merkezi hükümetin Musul üzerindeki etkisini zayıflatmak, Şiilerin başat rol oynadığı merkezi hükümetin üzerinde baskı oluşturmak ve Telafer’in il statüsüne yükseltilmesini engellemek için bir süredir; “Musul’un federal bölge statüsüne dönüştürülmesi gerektiğini” savunmaktadır. Bu bağlamda, bu konunun gerekli hazırlıklar yapıldıktan sonra bir halk referandumuna sunulması yönünde görüş bildirmekte ve her fırsatta Musul Federal Bölgesinin propagandasını yapmaktadır. Bu plan için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) yetkilileriyle istişare edilmesi ve hatta gerekirse Musul’un IKBY’ce ilhak edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu görüşlerini de her fırsatta sosyal medyada veya resmi açıklamalarda dile getirmektedir.


Telafer’in il statüsüne yükseltilmesi, buradaki Türkmenlere rahat bir nefes aldıracak. Nitekim 1970’li yıllardan bu yana birkaç kez il statüsüne yükseltilmesi gündeme gelen Telafer, 2004’ten itibaren ülkedeki mezhep çatışmalarından büyük oranda etkilenmiş ve burada yaşayan Şii ve Alevi Türkmenler, sağlık ve eğitim başta olmak üzere pek çok hizmeti almakta zorlanmaktadırlar. Zira Musul’da etkili olan bazı terör örgütleri, özellikle Telaferli Şii ve Alevi Türkmenleri hedef almaktadır. Telafer’in bu kesimi, neredeyse açık hava hapishanesinde yaşamaktadır. Onlar açısından şehir dışına çıkmak, büyük cesaret ister. Bağdat ve güneye gitmenin tek yolu, Musul veya çevresinden geçen kara yolları olduğundan, Telaferliler ölümü göze alarak işlerine gitmekteler. Sağlık hizmetlerinin yetersiz olması ve resmi evrak ve idari işlerinden dolayı bu riski göze alan Telaferliler, zaman zaman can kaybı vermektedirler. Dolayısıyla Telafer’in il statüsüne yükseltilmesi, en azından söz konusu kesime rahat bir nefes aldırır. Telafer’in il statüsüne yükseltilmesi, bu ili kapsayacak bölgelerin kalkınmasını sağlamanın yanı sıra, Dicle Nehri’nin batı kıyısında kalan Musul’a bağlı tartışmalı bölgelerin merkezi hükümetin kontrolüne geçmesini kolaylaştıracaktır. Merkezi hükümet yetkilileri de, bu durumun farkında olarak Telafer’in il statüsüne yükseltilmesini hedeflemektedirler.


Öte yandan 30 Nisan seçimleri sonrası yeni hükümet kurma müzakerelerinde güç elde etmek isteyen tarafların hamleleri, son günlerde Musul’da da güvenlik durumunun sarsılmasına neden olmaktadırlar. Nitekim 3. dönem başbakan olmak isteyen Maliki, Felluce başta olmak üzere batı bölgelerde etkili olan Irak Şam İslam Devleti’ne (İŞİD) karşı askeri operasyonlar yürütmektedir. Maliki, söz konusu operasyonlarda başarılı olması durumunda, bu bölgelerdeki Sünni kesimi masaya oturtmayı umuyor. Şayet beklediği başarıyı elde ederse, batı bölgelerini IŞİD’ten kurtaran bir milli kahraman olarak görülür ve yeni hükümet oluşturma sürecinde Sünni toplumun önemli bir kesimini kazanarak istediği şartlarda Sünni siyasetçileri uzlaşma masasına oturtabilir.


Ancak IŞİD’in, Felluce ve batıda devam eden merkezi hükümet operasyonlarına karşı yeni cephe açmak üzere Samarra ve Musul’da harekete geçtiği görülmektedir. Zira IŞİD, bu bölgelerde oldukça etkilidir. Nitekim geçtiğimiz günlerde IŞİD’in sözde Tarım Bakanı, Sammara’da; Savunma Bakanı ise Musul’da birer istihbarat bilgisi sonucu güvenlik güçleri tarafından düzenlenen operasyonlarında ölü ele geçirilmişlerdi. Hem Felluce operasyonunda güvenlik güçlerinin hedefini saptırmak isteyen, hem de bu operasyonlara karşılık vermek isteyen IŞİD, geçtiğimiz günlerde Samarra’da harekete geçmiş ve burada şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. IŞİD, kısa bir süreliğine Selahattin vilayetinin en büyük yerleşim yerlerinden olan Samarra’nın ilçe merkezini kontrol altına almıştır. Ancak merkezi hükümete bağlı güvenlik güçleri, kısa sürede hava destekli operasyonla Samarra’nın kontrolünü tekrar ele geçirmiştir.


Samarra’daki olaylardan bir süre önce Musul Valisi Esil El Nuceyfi, Erbil’deki İran Konsolosluğunun faaliyetinden rahatsızlığını dile getirmeye başlamış ve İran’ın Erbil Konsolosluğunun Musul’a bağlı Bartılla kasabasında bir okul inşaatı ile bir Şii ibadethanesinin açılmasına karşı tepki göstermiştir. IKBY’nin kontrolü altında bulunan ve halkı Hıristiyanlar ile Şii Şabaklardan oluşan Bartılla’daki bu gelişmeleri, İran’ın Musul’da yayılmacı politikaları gibi gösterme ve mezhep temelli bir propaganda yürütülmesi, adeta Musul’daki olaylarda bardağı taşıran son damla olmuştur. İran Konsolunun ziyaret ettiği iddialarının ardından bir gün geçmeden, IŞİD buradaki Şabaklara karşı bomba yüklü araçlarla saldırı düzenlemiş ve saldırıda çok sayıda kişi ölmüş ve yaralanmıştır. Yanı sıra IŞİD, Musul’un farklı bölgelerinde güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda bulunmuştur.


IŞİD’e yönelik askeri operasyon düzenleyen merkezi hükümete bağlı güvenlik güçlerinin Musul’daki çatışmaların mezhepçi bir söylemle eleştirilmesi, önceden hazırlanmış olağanüstü bir karalama kampanyasının yürütüldüğünü göstermektedir. Merkezi Hükümet güçleri, sivilleri hedef almak ve Musul halkına zulmetmek için gelmişler gibi gösterilmekte ve yine IŞİD ile savaşmak için gelen Irak güvenlik güçleri; İranlı, Safevi veya Mecusilerden oluşan Arap ve Müslüman düşmanı bir işgal ordusu gibi hava estirilmektedir.


Söz konusu söylem ve oluşturulmaya çalışılan algı, Musul’da güvenliğin sağlanması için peşmerge güçlerinin Musul’a getirilmesi yönünde bir kampanya için kullanılmaktadır. IKBY basını ise Peşmerge güçlerinin Musul’da güvenliği sağlamak için hazır olduğu ve Barzani’nin emirlerini bekledikleri yönünde haberler aktarmaktadır. Fakat Peşmerge güçleri Musul’a girerlerse, Kerkük ve Diyale ile Selahattin’in bazı bölgelerinde olduğu gibi buralardan bir daha çekilmesi zor görülmektedir. Nitekim bir süredir tartışmalı bölgelerin kontrolünün ele geçirilmesi ve Kürdistan devletinin resmen ilanı edilmesi için söz konusu bölgelerin IKBY’e ilhak edilmesi, Kürt siyasetçileri tarafından dile getirilmektedir. Başka bir ifadeyle güvenlik güçleri olan, petrolünü ihraç etmeye başlayan, anayasa mahkemesi gibi gerekli kurumların temelini atan ve kendi para birimini basmaya hazırlanan IKBY, Musul’daki çatışmalardan en çok yaralanacak taraf olacak gibi görünmektedir.

.

Yr.Doç.Dr. Ziya ABBASAksaray Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler Bölümü

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Ziya Abbas Hakkında

Ziya ABBAS: (Ankara) 1977 yılında Irak’ın Türkmen ilçelerinden Telafer’de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Telafer’de okuduktan sonra Musul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Aynı bölümde Yakınçağ ve Yeniçağ Tarihi Bilim Dalında yüksek lisansa başladı “Fatih Sultan Mehmet Devrinde Osmanlı Devleti 1451-1481 (Politik Çalışma)” adlı çalışma ve üstün başarıyla yüksek lisans derecesini aldı. Daha sonra Türkiye’ye gelen Abbas, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Uluslararası İlişkiler Bölümünde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir konu olan Şiilik çalışmaları üzerinde yoğunlaşarak “Irak’ta Şii Merciliğinin Siyasi Rolü” adlı bir çalışmaya imza atarak Doktora derecesini aldı. Halen Ortadoğu üzerinde çalışmalarına devam eden ABBAS’ın bu bağlamda hem Arapça hem de Türkçe çok sayıda çalışması bulunmaktadır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz