Twitter Facebook Linkedin Youtube

IRAK’TA YENİ HÜKÛMET OLUŞTURMA ÇABALARI

Ziya ABBAS

Ziya ABBAS

Irak’ta 30 Nisan 2014 genel seçimlerinden uzunca bir süre önce, seçim sonrası hükümet şekli tartışmalara neden olmuştur. 2012’de Başbakan Maliki’den güvenoyunun çekilmesi için Sünnileri çatısı altında birleştiren El İrakiye Koalisyonu ile birlikte Mesut Barzani ve Mukteda El Sadr’ın oluşturduğu ittifak, istediği sonucu elde edememiştir. Irak politikasında en güçlü koalisyon olan Kanun Devleti Koalisyonu (KDK), tüm baskılara dayanmıştır. İster 2010 seçimleri sonrası hükümet kurma krizinde olsun, ister onun devamında 2012 yılında yaşanan hükümetten güvenoyu çekme gibi diğer girişimler olsun, ABD ile İran’ın de desteğini alarak tüm baskılara dayanan Maliki’nin 2. dönem başbakan olmasını sağlamış ve Maliki, başbakanlığı sürdürebilmiştir.


Kabinede siyasi rakipleriyle anlaşamayan Maliki, özellikle 2012’den itibaren Merkezi hükümeti daha fazla kontrolü altına almıştır. Nitekim 2010 seçimleri sonrası hükümet krizinde Maliki’nin koalisyon ortağı ve Dava Partisi Irak Teşkilatı lideri Hıdayyır El Huzai’nın cumhurbaşkanı yardımcılığına getirilmesiyle beraber, Irak İslami Yüksek Konseyi liderlerinden ve önceki dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil Abdülmehdi, yeniden aynı göreve seçilmesine rağmen istifa etmiştir. Abdülmehdi, özellikle Şii Mercilerinin; “cumhurbaşkanının üç yardımcısı olmasının gereksiz görev ve harcamalar olarak ülkede politik ve ekonomik anlamda olumsuzluklara neden olacağı ve bu durumdan kaçınılması” yönünde görüş bildirmesinden sonra, dini otoriteye uyduğunu ve görevinden istifa ettiğini açıklamıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi ve Başbakan Yardımcısı Rafi El İsavi gibi Sünni liderlerin de terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanması neticesinde, Haşimi ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştır. İçişleri ve savunma bakanlıklarına kimlerin atanacağı gibi konularda da uzlaşamamak, Maliki’nin işine yaramıştır. Nitekim Maliki, bu bakanlıkları vekâleten yönetmeye başlamıştır. Bu süreçte bazı Sünni vekillerin yanı sıra, İran’a yakınlığıyla bilinen Bedir örgütü de Maliki’nin safına geçmiştir.


Söz konusu durum, Milli Mutabakat Hükümeti’ni (MMH) oluşturan diğer siyasi rakipleri rahatsız etmiştir ve hükümetin işleyişi neredeyse tamamen engellenmiş hale gelmiştir. Özellikle 2012’de Maliki’den güvenoyu çekme girişiminin başarısız olması sonucu, rakipleri 2014 seçimlerini beklercesine Maliki’nin 3. dönem başbakan seçilmesinin önüne geçme yollarını aramaya başlamışlardır. Maliki’nin rakipleri, Irak Anayasasının 72. maddesinde cumhurbaşkanının görev süresi iki dönemle kısıtlayan hükmün, başbakanlık görevi için de uygulanmasına yönelik bir formül geliştirmeye çalışsalar da, bu girişimler şimdilik başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Üst üste kriz yaşayan Irak’ta Maliki, siyasi rakiplerini süreci tıkamak ve kendisine yönelik karalama kampanyaları yürütmekle ve dış mihraklardan destek almakla suçlamıştır. Malikinin rakipleriyse, Maliki’yi İran’ın kuklası olmanın yanı sıra başarısızlıkla suçlamaya devam etmiştir. Özellikle ülkenin güvenliği ve istikrarın sağlanması konusunda başarısız olmakla suçlanan Maliki hükümeti, terörle mücadele yasasının 4. maddesini kötüye kullanarak Sünni kesim başta olmak üzere siyasi rakiplerini tasfiye etmekle suçlanmaktadır. Tüm bunlar ülkeyi bir çıkmaza sokmuş ve siyasi süreci tıkamıştır.


Başbakanlıkta olmanın yanı sıra KDK’nin güçlü ve birbirine kenetlenmiş olmasından da istifade eden Maliki ise, 2010 seçimlerinin sonuçlarının ilan edildiği ilk günden itibaren Ulusal Ortaklık hükümeti formülünün daha öncede başarısız olduğu vurgulamış ve çoğunluk hükümeti kurmaya teşebbüs etmiştir. Ancak Maliki’nin söz konusu planı, başarısız olmuştur. Zira 2010 seçimlerinde El İrakiye Koalisyonunun seçimlerde birinci olması nedeniyle Maliki ve başbakanlığı Irak’ın diğer etnik-dini kesimlerine kaptırmak istemeyen diğer Şii politikacılar, anayasanın 76. maddesinden yararlanarak Ulusal İttifak’ı (Uİ) oluşturmuş ve mecliste en büyük kitle olarak başbakanlığı garanti etmiştir. 2014 seçim sonuçları ilan edildikten sonra da, Şii politikacılar Maliki’nin 3. dönem başbakan olmasının önünü kesme, önüne kesemeseler de en azından çoğunluk hükümeti kurulması halinde bu hükümetin ortağı olma ve başbakanlığın ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturduklarından dolayı Şiilerin elinde bulunması gerektiğine inandıkları gibi birçok sebepten dolayı Uİ’nin yeniden canlandırılması gerektiğini vurgulamışlardır. Uİ’yi yeniden oluşturduklarını açıklayan Şii politikacılar, 27 Mayıs’ta Ahmet Çelebi liderliğinde ilk toplantısını gerçekleştirmişlerdir. Toplantı sonrası yazılı açıklamada; “KDK’nin Uİ’ye aykırı davranarak, ülkenin diğer siyasi kesimleriyle hükümet kurma müzakerelerine başlaması ve Uİ’nin diğer üyeleriyle görüşmeden başbakan adayını belirlemesi” kınanmıştır.


30 Nisan 2014 seçimleri öncesinde de Maliki, çoğunluk hükümetinin en iyi formül olduğu yönünde kampanya yürütmüş ve gerekirse MMH’ye katılmayarak meclisten siyasi muhalefet yürüteceğini vurgulamıştır. Fakat KDK’nın 30 Nisan 2014 seçimlerinde en güçlü koalisyon olduğunun farkında olan diğer siyasi oluşumlar, Maliki’nin 3. dönem başbakan seçilmesi ya da diktatörlüğe doğru gitmesinin önünün kesilmesinin tek yolunun, MMH’nin devam etmesinden geçtiğinin de farkındalar. Seçim sonuçları açıklandığında; 95 milletvekili çıkaran Kanun Devleti Koalisyonu, yeni hükümet oluşturma konusunda pazarlık gücünün büyük payını Maliki’nin eline bırakmıştır. Nitekim Maliki, 325 milletvekilinden oluşan Irak meclisinin %30’unu elinde bulundurmaktadır ve en yakın rakibi olan ve 32 milletvekili çıkaran Sadr Akımından 63 milletvekili fazla kazanarak açık ara öndedir.


Maliki’nin 3. dönem başbakan olmasının önünü kesmek isteyen rakipleri, geçtiğimiz gün Erbil’de bir karşıt cephe oluşturmuştur. Bu ittifak; 25 milletvekili elde eden Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesut Barzani, 29 milletvekili çıkaran Irak İslami Yüksek Konseyi ve onun seçim ittifakı olan Devlet El Muvatin Koalisyonu adına Adil Abdülmehdi ve/ veya 22 milletvekili çıkaran El Vataniye lideri İyad Allavi tarafından oluşmaktadır. İttifaka; 23 milletvekili olan Muttehidon Lilislah lideri ve 2010-2014 dönem Irak Meclis Başkanı Usama El Nuceyfi, 10 milletvekili elde eden El Kaime El Arabiye ve 32 milletvekili çıkaran Mukteda El Sadr liderliğindeki Sadr Akımı’nın da katılması beklenmektedir. Nitekim son üç siyasi koalisyon, hiçbir şekilde Maliki’nin 3. dönem başbakan olmasını kabul etmeyeceklerini her fırsatta dile getirmektedirler.


Rakiplerinin bu hamlelerine karşı Maliki, bölgesel konjonktürden de yaralanmaktadır. Özellikle de Suriye krizine yönelik İran’la aynı çizgide hareket etmek, Maliki’ye 2010 seçimleri sonrasında olduğu gibi İran’ın desteğini sağlayacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Nitekim 2010 seçimleri sonrası Kanun Devleti Koalisyonuna katılan Bedir Örgütü lideri Hadi El Amiri, bu günlerde İran’da temaslarda bulunmaktadır. Maliki’nin yerine alternatif başbakan adayları arasında geçen El Amiri, İran’da basına yaptığı açıklamada; Maliki’nin KDK’nin tek adayı olduğunu vurguladı. İran’la çok yakın ilişkileri olan El Amiri’nin Hameney Başta olmak üzere birçok üst düzey yetkiliyle görüşmelerinde Maliki’nin 3. dönem başbakan olması yönünde destek isteyeceği de basına yansımaktadır.


Diğer taraftan Kuzey Irak’ta Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki anlaşmazlıklar da, Maliki’nin işine yaramış gibi gözükmektedir. Nitekim KYB, KDP ile anlaşmaları gereği; IKBY başkanlığını KDP’ye bırakılırken, Merkezi hükümette Cumhurbaşkanlığının KYB’ye bırakılması gerektiğini savunmaktadır. Bu anlaşma gereği, Cumhurbaşkanlığını kimseye bırakmak istemeyen ve 30 Nisan 2014 seçimlerinde 21 milletvekili kazanan KYB lideri Celal Talabani’nin oğlu Kubat, geçtiğimiz gün; “KDK’nin cumhurbaşkanlığını kendilerine bırakması halinde Maliki’nin 3. dönem başbakan seçilmesini destekleyeceklerini” açıkladı. Talabani, bunun yanı sıra Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’yi merkezi hükümetle KIBY arasında sorun yaratmakla da suçladı. Bu da KYB’nin isteklerinin diğer siyasi oluşumlar tarafından karşılanmaması ve bu yönde teminat verilmemesi durumunda, Maliki’nin oluşturmayı planladığı çoğunluk hükümetine oldukça önemli destek sağlaması anlamındadır. Nitekim böyle bir hükümetin kurulması halinde, Maliki’yi destekleyen milletvekili sayısı 130’u bulacak ve Maliki, ülkenin etnik-dini kesimlerinden Kürtleri temsilen KYB’nin desteği sayesinde Irak’ın ikinci etnik unsurunu dışlamamış olacak. Böylece hem çoğunluk hükümetine meşruiyet sağlayacak, hem de merkezi hükümetin IKBY’deki etkisini arttıracak. Dahası, Kerkük’te yönetim ve asayişte söz sahibi olan Kürtlerin büyük çoğunluğunun KYB’li olmasından dolayı, Merkezi hükümetin burada da etkili olması beklenir.


Seçimlerde 6’şar milletvekili çıkaran Fazilet Partisi ile Irak Eski Başbakanı İbrahim El Caferi liderliğindeki Reform Hareketi’nin Maliki’yi destekledikleri bilinmektedir. Öte yandan küçük siyasi oluşumların da KDK’ya katıldıkları ve Maliki’nin 3. dönem başbakan olmasını desteklediklerine dair açıklamalar, ardı ardına görülmektedir. Salahattin ve Neyneva ittifakı, Maliki’nin safına katılmalarını resmen açıkladılar. Maliki, bunların arasından Gençlik ve Spor Bakanı Casim Muhammed Cafer ile birlikte üçü Türkmen biri Şabak olmak üzere, ülkenin diğer etnik ve dini kesimlerinin temsilcilerini de kurmayı planladığı çoğunluk hükümetine katmış görünüyor. Ülkenin orta ve güney bölgelerinde 6 milletvekili olan El Kefaat ve El Cemahir, Vefa İttifakı ve El Tedamun Kitlesi gibi siyasi oluşumlar da geçtiğimiz günlerde resmen Kanun Devleti koalisyonuna katıldılar. Böylece Malikinin liderliğindeki milletvekilleri sayısı, resmen 112’yi bularak meclis genelinde oranı %33.5’e yükseldi.


Mecliste 30 milletvekili civarında bir rakam da bağımsızlar tarafından doldurulmaktadır. Bunların önemli bir kısmının Maliki’ye katılması beklenmektedir. Ülkenin temel taşlarından olan Sünni kesimin temsilcilerini ikna etmeyi planlayan Maliki’nin, en azından Salih El Mutlak liderliğindeki El Arabiye Koalisyonunu safına çekmeye çalışacağını söylemek mümkün. Nitekim Mutlak, Sünni Araplar arasında Maliki’nin 3. dönem başbakan olmasına yönelik en yumuşak tavrı sergileyen isimdir.


KYB’nin katılması durumunda Maliki, mecliste %50’yi aşan oranı elde ederek çoğunluk hükümeti oluşturma planına çok yaklaşmış olacaktır. Tabi diğer siyasi oluşumlardan bazı milletvekillerin kendisine destek vermesi ihtimali de göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak Maliki’nin rakiplerinin kolay kolay pes etmeyecekleri görülmektedir. Zira Barzani’nin; “Maliki’nin 3. dönem başbakan olması durumunda IKBY’nin bağımsızlığını bile ilan edebilecekleri” yönünde açıklamaları, basında yer almıştır. Bağımsızlığını ilan etmesi, zor görünen Barzani’nin; Kerkük ve tartışmalı bölgelerin kontrolünü tam ele almadan böyle bir adım atması beklenmemektedir. Ancak bu bölgelerin önemli bir kısmının kontrolünü fiilen elinden bulunduran IKBY’nin, önümüzdeki sene Kerkük, Hanekin, Sincar ve Şihan gibi bölgeleri resmen bünyesine katacağı da, bu günlerde bazı Kürt politikacılar tarafından dile getirilmektedir.


Uzun süredir merkezi hükümet ve Maliki politikalarından rahatsız olan Sünni bölgelerde güvenlik ihlalleri üst düzeyde ve Felluce ile Bağdat civarlarında askeri operasyonlar şiddetle sürmektedir. Musul’da söz sahibi olan Meclis Başkanı Usama El Nuseyfi ile aynı zamanda Musul Valisi görevini sürdüren kardeşi Esil El Nuceyfi de uzun süredir Musul’un il statüsünden federal bölge statüsüne dönüştürülmesi yönünde kampanya yürütmektedir. Esil El Nuceyfi, oluşacak federal bölgenin IKBY ile entegre olması sinyallerini vermektedir. Nitekim Esil El Nuceyfi, bu görüşlerini sosyal paylaşım sitelerindeki resmi sayfasında defalarca dile getirmektedir.


Bu atmosferde Iraklı rakiplerin uzlaşması ve yeni hükümetin kurulmasının neredeyse mümkün olmadığı görülmektedir. Başka bir ifadeyle; yeni hükümetin doğum süreci oldukça sancılı geçmesi beklenmekte ve Irak’ı 2010 seçimleri sonrasına benzer bir süreç beklemektedir. Nitekim yukarıda bahsedildiği üzere, her iki kutup da birbirine yakın bir orana sahiptir. İki Kutup arasındaki denge ve anlaşmazlıklar devam ederse, devreye bölgesel ve uluslararası güçler girecektir. Irak üzerinde büyük etkiye sahip olan İran ile ABD, yine yeni hükümetin kurulmasında son sözü söyleyen taraflar olacaktır. Yeni hükümetin kurulması oldukça zor görünen bu süreçte, şiddet eylemleri ve istikrarsızlığın devam edeceği beklenmektedir. Etnik-dini ayrışmaların toplumsal boyutu her ne kadar az olsa da, siyasi ayrışmalar Irak’ın söz konusu kesimleri arasındaki uçurumu her geçen gün arttırmakta ve ülkenin bir adım daha bölünmeye yaklaştığını göstermektedir.

.

Yr.Doç.Dr. Ziya ABBASAksaray Üniversitesi / Uluslararası İlişkiler Bölümü

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

Ziya Abbas Hakkında

Ziya ABBAS: (Ankara) 1977 yılında Irak’ın Türkmen ilçelerinden Telafer’de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Telafer’de okuduktan sonra Musul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde lisans eğitimini tamamladı. Aynı bölümde Yakınçağ ve Yeniçağ Tarihi Bilim Dalında yüksek lisansa başladı “Fatih Sultan Mehmet Devrinde Osmanlı Devleti 1451-1481 (Politik Çalışma)” adlı çalışma ve üstün başarıyla yüksek lisans derecesini aldı. Daha sonra Türkiye’ye gelen Abbas, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Uluslararası İlişkiler Bölümünde Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir konu olan Şiilik çalışmaları üzerinde yoğunlaşarak “Irak’ta Şii Merciliğinin Siyasi Rolü” adlı bir çalışmaya imza atarak Doktora derecesini aldı. Halen Ortadoğu üzerinde çalışmalarına devam eden ABBAS’ın bu bağlamda hem Arapça hem de Türkçe çok sayıda çalışması bulunmaktadır.

BENZER İÇERİKLER

Yorum Ekleyebilirsiniz