Twitter Facebook Linkedin Youtube

ÇOCUKLARIN CİNSEL YÖNDEN İSTİSMARINI ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?

Av.Ercan AVCI

Av.Ercan AVCI

Son zamanlarda çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarının basın-yayın organları ve sosyal medyada yer alması; kamuoyunda büyük bir kızgınlığa ve korkuya yol açmış, cinsel suçlara karşı alınabilecek hukuki-sosyal önlemler tartışılmaya başlanmıştır. Konuyla ilgili Sayın Başbakan, ilgili Bakanlar ve siyasi aktörlerin dışında akademisyenler ve hukukçular da konuya ilgi göstermiş, cinsel suçlarla ilgili çok sayıda beyanat, yazı ve yorum basında yer almıştır.

Tartışma, cinsel suçlara karşı TCK’da yer alan cezai yaptırımlar çerçevesinde yoğunlaşmış, cezai müeyyidelerin az olduğuna ilişkin fikir birliği oluşmuş, cezaların artırılması gündeme gelmiştir. Hatta tartışmalar, Türk hukuk sisteminde bir ceza türü olarak yer alamayan “idam”a kadar uzanmıştır. Bu makalenin amacı; hukuki tartışmalara girmeden ve ağır akademik bir dil kullanmadan, özelikle hukukçu olmayan kişilerin anlayabileceği şekilde cinsel suçlara, özellikle çocukların cinsel istismarına yönelik hukuki bir çerçeve çizmek ve cezaların yeterli olup olmadığı konusunda bir kanaat edinilmesine yardımcı olarak çözüm önerileri getirmektir.

Hangi suça ne kadar ceza verileceği konusu, devletlerin suç ve ceza siyasetine ilişkin bir konudur. Devletler, kendilerine ve halklarına yönelik tehditlerde bir derecelendirmeye giderek, suç ve ceza siyasetlerini oluştururlar. Örneğin tüm hukuk sistemleri, insanın yaşamına karşı olan saldırıları en ağır suçlardan saymış ve bu suçları çok ağır cezai yaptırımlara bağlamıştır. Çünkü insanın fiziken var olmadığı bir durumda, diğer bütün haklarının anlamsız kalacağı aşikârdır.

Makalenin konusunu oluşturan cinsel suçlar, TCK’da Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar ana başlığı altında 102-105. maddelerde düzenlenmiştir. Kanun koyucu, cinsel suçlarda mağdurun rızasının olup olmamasına göre ve mağdurun yaşına göre (18 yaş ve üstü, 18-15 yaş arası, 15 yaşından küçük) düzenleme yapmıştır. Bu düzenleme içerisinde kamuoyundaki tartışmanın yoğunlaştığı yer; TCK 103. maddede yer alan çocukların cinsel istismarıdır. Kanun koyucu, çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel saldırı suçları için, daha ağır hapis cezaları benimsemiştir. Gerçekten de çocuklar, hem fiziksel hem de psikolojik olarak diğer mağdurlara göre daha savunmasızdırlar. Ayrıca çocuklara karşı işlenen cinsel istismar suçları, daha zor ortaya çıkmakta; faillerin cezalandırılması imkanı, daha az olmaktadır. Bu nedenle de kanun koyucunun bu tercihi, yerindedir.

Kanun koyucu, 103. maddede bir derecelendirmeye gitmiş ve mağdurun yaşına göre farklı düzenleme yapmıştır. Buna göre 103. maddenin 1. fıkrasının ilk cümlesinde çocuğu cinsel yönden istismar eden kişinin; üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını düzenlemiş, a ve b bentlerinde ise “cinsel istismar” kavramını açıklamıştır. Buna göre; 15 yaşını tamamlamış veya 15 yaşını tamamlamakla birlikte ayırdım gücü gelişmemiş çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel eylem, cinsel istismar olarak nitelendirilmiştir. Örneğin 15 yaşında bir erkek çocuğunun, 14 yaşındaki kız arkadaşını öpmesi durumunda; cinsel saldırı suçu oluşmaktadır.

15 yaşını doldurmuş çocuklarda ise çocuğun rızasının bulunması durumunda, cinsel saldırı suçu oluşmayacak (TCK’nın 104. maddesi uygulama alanı bulabilir) ancak çocuğun iradesini fesada uğratacak bir eylemle birlikte (cebir, şiddet, hile vb.) cinsel eylem gerçekleştirilirse, cinsel saldırıdan bahsedilebilecektir. Kanun koyucu, maddenin ikinci fıkrasında ise suçun nitelikli halini düzenlemiş ve cinsel saldırı eyleminin vücuda organ veya herhangi bir cisim sokularak gerçekleştirilmesi durumunda, ceza miktarını 8 yıldan 15 yıla kadar belirlemiştir.

Maddenin 3. fıkrasında, diğer bir nitelikli hal düzenlenerek, failin çocukla olan akrabalık durumuna ve ilişki şeklinin statüsüne göre cezada ayırım öngörülmüştür. Buna göre örneğin; çocukla öğretici ilişkisi bulunan öğretmenin bu eylemi gerçekleştirmesi durumunda, cezada yarı oranında artırım yapılacaktır. 5. ve 7. fıkralarda ise; eylem sonucu mağdurda kasten yaralamanın ağırlaştırılmış hallerinden birinin olması ya da mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölmesi durumu düzenlenmiş, örneğin failin eylemi sonucu mağdur ölür ise; ceza ağırlaştırılmış müebbet hapis olarak belirlenmiştir.

Ancak eylem sonucu değil de, fail suçun ortaya çıkmaması veya başka bir saikle hareket edip mağduru öldürürse; hem cinsel istismar suçundan hem de kasten insan öldürme suçundan ayrı ayrı cezalandırılacaktır. Maddenin 6. fıkrasında ise mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması durumunda cezanın en az 15 yıl olacağı öngörülmüştür ki özellikle küçük çocuklara karşı gerçekleştirilen eylemlerde çoğunlukla mağdurun ruh sağlığının bozulduğu yönünde rapor verilmekte ve fail, asgari 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmaktadır.

Yukarda kısaca izah etmeye çalıştığım üzere; aslında cinsel istismar suçlarında cezalar, az değildir. Zaten bu suçu gerçekleştiren failler, çoğu zaman suçun kanundaki cezasını bilmemektedirler. Hiçbir fail, ”cinsel istismar suçunun cezası az, o zaman bu eylemi gerçekleştireyim” düşüncesiyle hareket etmez. Dolayısıyla bu tarz suçların işlenmesinin önlenmesi için alınacak tedbirler, hukuk alanındaki düzenlemelerden çok, sosyal-kültürel-psikolojik alandaki çalışmalarla mümkündür. Ancak bu alanlarda çalışmalar yapmak, belli bir derinlik gerektirir ve maliyeti de fazladır. Ayrıca bu alanlardaki çalışmalar için iyi yetişmiş nitelikli insan kaynağına da ihtiyaç vardır.

Sorunun çözümü için konuyla ilgili bakanlıkların yetkililerinden oluşacak bir kurul kurularak, acil eylem planı oluşturulmalı, sivil toplum kuruluşlarının da desteği alınarak ülke geneleninde eğitim çalışmaları başlatılmalı, sosyal-kültürel-psikolojik alanda alınacak önlemler ile kısa-orta-uzun vadeli eylem planları belirlenerek valilikler-kaymakamlıklar-bakanlıkların taşra teşkilatları aracılığıyla uygulamaya geçirilmelidir.

Bu yöntem, idare için zor ama soruna çözüm getirecek bir yöntemdir. Gündelik sığ tartışmalar, sorunu çözmeye yetmez, yalnızca kamuoyunda oluşan kızgınlığı ve korkuyu kısa vadeli azaltabilir. Çocuklar için daha güvenli bir ülke temennisi ile…

.

Av.Ercan AVCI

Yorumlar (1)

  1. Mesut Emre KARAKÖSE dedi ki:

    Ercan beyi yazısı ve özellikle de son üç paragrafındaki tespitlerinden dolayı tebrik ederim.

Yorum Ekleyebilirsiniz