Twitter Facebook Linkedin Youtube

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE YENİ BÜYÜKŞEHİR KANUNUNUN SİSTEME ETKİLERİ

İsmail DOĞRU

İsmail DOĞRU

Bu çalışma, 6360 sayılı “ON DÖRT İLDE BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ VE YİRMİ YEDİ İLÇE KURULMASI İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN”un Büyükşehir Belediyeciliği sistemine getirileri ile Kanun’a yönelik eleştirileri analiz etmeye yönelik bir çalışmadır. Aşağıda, çalışmanın “Sonuç” bölümü yer almaktadır.

**************

SONUÇ:

Yeni Büyükşehir Kanunu ile ilgili kamuoyunda oluşan algı incelendiğinde, olumlu yönler ile birlikte eleştirilerin de belli başlıklar altında toplandığı görülmektedir.

Eleştiriler; sistemin yerelleşme iddiasıyla, genelleşme yapan bir sistem olduğu, bu durumda hizmet akışının aksayacağı, bütün ilçelere ve mahalle haline getirilmiş köylere gerektiği gibi hizmet götürülemeyeceği, il özel idaresinin kaldırılmasının vereceği tahribat, köy hükmi şahsiyetinin kalkmasını “Subsidiarity” ilkesine uygun olmayacağı, Kocaeli ve İstanbul modelinin tüm illerde uygulanamayacağı, üniter devlet yapısını tahrip edeceği ve merkezi idarenin nüfuzunu da tesirsiz hale getireceği üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Olumlu görüşler ise genel olarak şu şekilde sıralanabilir: Günümüze kadar hizmetler açısından mağdur olmuş olan köylerimizde yapılacak yapılar için yörenin geleneksel, kültürel ve mimari özelliklerine uygun tip mimari projeler yapma ve bu projelerden hemşerilerini ücretsiz yararlandırma görevi ilçe belediyelerine verilerek, daha önce ilçe belediyelerinden neredeyse hiç yararlanamayan köylülerimizin lehine bir düzenleme yapılmaktadır. Bununla birlikte köylerimizde ikamet edenlere sunulan bir kısım belediye hizmetleri karşılığında alınacak harç ve ücretlerde muafiyet ve indirimler sağlanmaktadır. Bu itibarla söylenildiğinin aksine yerinden yönetim ilkesi köylerinin mahalleye dönüşmesiyle zarar görmüş olmayacaktır.

Arıtma sistemini çalıştıramadığından turizm potansiyelini kaybeden birçok turizm bölgesi bulunmaktadır. Özellikle bu bölgelerde belediyelerin birlikte kurduğu ve çeşitli yönetsel sorunlarla verimli bir şekilde çalıştıramadığı arıtma sistemleri büyükşehir belediyelerinin sınırları içerisinde kalan bölgelerde büyükşehir belediyesinin güçlü maddi imkânları ile daha sorunsuz bir şekilde hizmete kavuşturulması mümkün olacaktır.

Kanun yürürlüğe girmeden önce valilikler tarafından proje koordinasyon ofisi adıyla 2-3 uzmanla hizmet veren birimlerin yerine 30-35 kişilik uzman bir ekip oluşturulacaktır. Dolayısıyla bu birim kişilere bağlı kalmaktan kurtulacak, alanında bütün ilin geleceğini planlayarak rehberlik eden bir birim olacaktır.

Büyükşehir belediyelerindeki pergel uygulamasının son bulması, yönetimler arasında olmayan işbirliğini, büyükşehir sınırında bulunan belediyeler arasında giderecektir. Büyükşehir belediyeleri; valilik binasını merkeze alıp çizilecek 20-30-50 kilometrelik bir daireden ibaret olmayacaktır. Büyükşehir belediyesi devamlılık arz eden bir hizmeti, yapmış olduğu bir yolu, “benim sınırım buraya kadar” diyerek yarıda kesmeyecek, tüm kenti planlayacak şekilde tasarlayacak ve bu zihniyetle bütünleşik ilçeler hatta kentler inşa edilecektir.

Bu kanunun üniter devlet yapısını tahrip edeceği ve konfederasyonlaşmaya gidileceği endişeleri kamuoyunda sıklıkla vurgulanmaktadır. Benzer eleştiriler, 2006 yılında Devlet Planlama Teşkilatına bağlı olarak kurulan faaliyetlerine ülke genelinde devam eden Kalkınma Ajanslarının kurulması esnasında da gündeme getirilmiştir. Fakat bu ajansların kurulduğu günden bu yana bulundukları bölgelere çok önemli katkılarda bulundukları görülmektedir.

Üniter devletin tahrip edilmesi, ancak, TBMM’ye yeni bir anayasa teklifi getirilmesi ve bu teklifte de, üniter devlet yapısının değiştirilip yerine hangi modelin getirileceği açıkça teklif edilerek TBMM’de görüşülmesi, olgunlaşması ve oylanması ile olabilecektir. Oysa ki, bu yasanın amacı, parçalı yapıyı ortadan kaldırmak ve yeni mali olanaklarla şehirlerin kalkınmasına katkıda bulunmaktır. Yatırımların planlanarak ekonomik verimliliğinin arttırıldığı bir yapıya kavuşmaktır.

Son dönemde nüfus hareketlerine bakıldığında her geçen gün köylerden şehirlere doğru bir nüfus hareketi devam etmekte kent nüfusu her geçen gün artmaktadır. Eğer bu dönemde kentlerimiz ve kentlere yakın bölgeler yeterince planlanamazsa kentleşme açısından gelecek yüzyılı yakalama şansımız kalmayacaktır.

Bununla birlikte, AB üyesi ülkelerde kent altyapılarının durumu ile ülkemizdeki durum arasında nasıl bir fark olduğu ortadadır. Bilinmelidir ki bu ülkeler bu noktaya hemen gelmemiş yılların birikimiyle bu noktaya ulaşmışlardır.

Yeni Büyükşehir Kanunu ile kaynakların optimal dağılımı gerçekleştirilecek ve yıllardır devam eden merkezi idareden gelen kaynakla personelinin maaşını ödemeye ve artan bütçe ile hizmet üretmeye çalışan belediye modeli tarihe karışacaktır. Aynı konu benzer bir şekilde köyler için de geçerlidir. Köy yolunu çoğu bölgemizde soğuk asfaltla geçici çözümlerle yaptırabilen, içme suyu deposu arızalandığında günlerce susuz kalan, su deposunun tamiri için il özel idaresinden kaynak bulmak için uğraşan, hatta bazı köylerde vatandaşın içme suyu tahsilatı yapılıp ilgili idareye ödenmediğinden dolayı mağdur duruma düşen köyler; yeni Kanun ile büyükşehir belediyesi tarafından ilin genelinin planlanarak koordinasyon içerisinde çözüme kavuşturulacaktır.

Köy iken mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinin altyapı hizmetleri için belediye ve bağlı idarelere yatırım bütçelerinin %10’unu 10 yıl süre ile ayırma zorunluluğu getirilerek yaklaşık 10 yıl içerisinde bu yasanın kapsadığı alanların içinde tüm alt yapı yatırımlarının tamamlanmasıdır.

Ayrıca, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda yer alan belediye kurulması için gerekli nüfus kriteri olan 5.000’i değil, 2000 nüfusu dahi bulamamış beldeler olduğu unutulmamalıdır.

Yeni Kanunun tamamı incelendiğinde eleştirilen birtakım noktalarda lokal sorunların yaşanabileceği fakat kendimizi yenilemeden klasik bir şekilde eskiyi devam ettirmenin çağı yakalamak adına uygun olmayacağı kanaatindeyiz.

Yeni Büyükşehir Kanunu vatandaşlarımızın hayat standartlarının yükseltilmesi, gelişen iletişim kanallarıyla global bir köy olan yeni dünya düzeninde var olabilmek, iç barışımızı, iç kalkınmamızı sağlayarak dünya ülkeleri ile rekabet edebilir bir pozisyona gelebilmek için, kırsal alan-kent gelişmişlik farkı olmadan “şehirde ne varsa, köyde de o olacak” prensibiyle hareket etmek suretiyle birçok katkı sağlayacağı muhakkaktır.

Yorum Ekleyebilirsiniz