Twitter Facebook Linkedin Youtube

FEDERASYON, BAŞKANLIK SİSTEMİNİN OLAĞAN SONUCU MUDUR?

Nuri ÇELİK

Nuri ÇELİK

Son günlerde başkanlık sistemi fikrinin ortaya atılmasıyla beraber hemen hemen toplumun her kesimi, başkanlık sisteminin neler getirebileceğini veya neler götürebileceğini veyahut başkanlık sisteminin memleket için hayır mı yoksa şer mi olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Tabiî ki bu mevzuyu anlamaya çalışırken kamuoyunda bu konuda gerek uzman, gerek fikir sahibi olan şahıslardan bilgi edinme yoluna gidilmektedir. Aynı zamanda gerek iktidar gerekse muhalefet partileri bu konudaki görüşlerini ortaya koymaktalar ve başkanlık sisteminin neden tercih edilmesi gerektiği veya Türkiye için sorunlar getirebileceği gibi düşüncelerini ortaya koymaktadırlar.

Halkın zihnindeki soruların temelinde ise; başkanlık sisteminin A.B.D. ile özdeşleştirilmesinden kaynaklanan acaba Türkiye’de federatif bir yapıya mı dönüşecek çekincesi vardır. Bu çekinceleri göz önünde bulundurarak, çalışmamızı şekillendirecek ve “Ulus (üniter) devlet modelini koruyarak başkanlık sistemine geçilebilir mi? Yoksa başkanlık sistemi federatif yapıyı zorunlu hale getirir mi?” sorularını cevaplamaya çalışacağız.

Anayasa hukuku açısından hükümet sistemi ile devlet şekillerinin ayrımı ve tanımlamasını yaparak bu kafa karışıklığını bir nebze olsun ortadan kaldırmaya ve başkanlık sisteminin yalnızca federatif yapılara has bir hükümet sistemi olmadığını ortaya koymaya çalışacağız.

Hükümet sistemleri; meclis hükümeti sistemi, parlamenter sistem, yarı başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi olmak üzere dört başlık altında incelenebilir.

Meclis Hükümeti Sistemi; yasama, yürütme ve hatta yargı fonksiyonlarının tek çatı altında yani meclis çatısı altında toplandığı sistemdir. Bu sistemde meclis zaten kendi bünyesinde barındırdığı yasama yetkisi dışında yürütme ve yargı fonksiyonlarını da yerine getirmektedir. Meclis hükümetinin ülkemizde uygulandığı dönem, 1920-1923 yıllarıdır. Yani meclis yasayı yapmakta, yaptığı bu yasayı uygulamakta hatta bunun sonucunda ortaya çıkan uyuşmazlıkları kendi bünyesinde oluşturduğu mahkemeler aracılığıyla yargılamaktadır.

Parlamenter Sistem; literatürde bu sisteme kuvvetlerin yumuşak ayrılığı denilmektedir. Bu sistemde kısaca yasama ve yürütme yetkileri, şekil olarak iki ayrı organa verilmiş olmasına karşın bu organlar birbirinden bağımsız değildir. Bu sistemde halk, meclisi yani yasama organını seçer; yasama organı ise içinden güvenoyu alabilecek bir hükümeti yani yürütme organını seçer. Bu sistemde yargı, siyasi otoriteden tamamen bağımsız mahkemelerce temsil edilir. Bu sistemin belirleyici özelliği, yasama ve yürütme organlarının iç içe geçmiş olması ve birbirlerini çeşitli araçlarla (güvenoyu, gensoru vb.) etkilemesidir. Bu sistemde, hükümetin yani yürütmenin başı olan başbakan dışında ayrıca devlet başkanlığı görevini üstlenmiş bir de cumhurbaşkanı vardır. Devlet başkanına yani cumhurbaşkanına belli başlı yürütme yetkileri devredilmekte ve yürütmede iki başlı bir yapı söz konusu olmaktadır.

Yarı başkanlık sistemi ise; başkanlık sistemi ile parlamenter sistem arasında bir ara geçiş modelidir. Bu sistemde yürütmenin diğer başı olan devlet başkanı veya cumhurbaşkanı, geniş yetkilerle donatılmış olup aynı zamanda genel seçimle yani halk tarafından seçimle iş başına gelmektedir.

Çok tartışılan başkanlık sistemine gelince; başkanlık sisteminde yasama ve yürütme organlarının sert bir biçimde ayrıldığını söyleyebiliriz. Yani bu sistemde, yasama organı yasa yapmakla görevli olup; yürütme organı hükümet etme veya yasaları uygulamakla görevlidir. Bu sistemde, yasama veya yürütme birbirlerini hiçbir şekilde etkilememektedirler. Yani yasama organının yürütmeyi düşürmesi gibi bir sistem söz konusu olmamaktadır. Daha açık ifadeyle bu iki organ, birbirlerinin varlıklarına son veremezler. Bu sistemde parlamenter sistemin tam tersine yürütme organında iki başlı bir yapı söz konusu olmayıp, yalnızca hükümetin ve devletin başı olan devlet başkanı vardır. Bu sistemde devlet başkanını ve yasama organını halk ayrı ayrı seçmektedir. Başkan, meclis dışından olmak koşuluyla halk tarafından seçildikten sonra hükümetini oluşturur ve güvenoyuna ihtiyaç duymaksızın icra görevine başlar.

Bu hükümet modellerini kısaca inceledikten sonra devlet şekillerini ortaya koymaya çalışalım. Devlet şekillerini bir şema ile açıklayacak olursak;

devlet şekilleri

Gözler’e göre üniter devlet; “Devletin, ülke, millet ve egemenlik unsurları ve keza yasama, yürütme ve yargı organları bakımından teklik özelliği gösteren devlet şeklidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Üniter devlette devletin ülke, millet ve egemenlik unsurlarında teklik olduğu gibi; devletin yasama, yürütme ve yargı organları bakımından da teklik söz konusudur. Üniter devlette tek yasama organı vardır. Ülkenin bütünü için geçerli kanunlar, merkezde bulunan tek bir yasama organı tarafından yapılır. Üniter devletin yargı organı da üniter niteliktedir. Şüphesiz yargı organı, üniter devletlerde de mahiyeti gereği birçok mahkemeden oluşur. Ancak, ülkenin her yerinde aynı tür mahkemeler vardır ve bunların üst mahkemeleri aynıdır. Üniter devlette, yürütme organı bakımından esas itibarıyla bir “bütünlük” vardır. Yürütme organının tepesinde, parlâmenter hükümet sistemlerinde “Bakanlar Kurulu”, başkanlık sistemlerinde “başkan” vardır. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere üniter devletlerde hükümet sistemi olarak “başkanlık sistemi” tercih edilebilir.

Konfederasyon; “Birden fazla bağımsız devletin uluslararası hukukî kişiliklerini muhafaza etmek şartıyla belli bir amaçla, özellikle ortak savunmalarını sağlamak üzere kurdukları bir devlet topluluğu şeklidir. Konfederasyon bir uluslararası antlaşmayla kurulur. Konfederasyona anlaşmayla girildiğinden, konfederasyona üye devletlerin konfederasyondan istedikleri zaman çıkabilecekleri kabul edilmektedir. Yani üye devletlerin ayrılma hakkı mevcuttur. Konfederasyonu teşkil eden devletler (konfedere devletler) gerek iç, gerek dış ilişkileri bakımından bağımsız birer devlet niteliğini korurlar. Konfederasyonu bir devlet olarak görmek mümkün değildir. Konfederasyonun tüzel kişiliği yoktur. Konfederasyon, konfedere devletlerin üzerinde bir zorlama gücüne sahip değildir. Konfederasyonun tek organı “Diyet” ismi verilen bir meclistir. Bu mecliste konfedere devletlerin delegeleri vardır. Diyet meclisi, genellikle bu delegelerin oy birliğiyle karar alabilir. Kararları da doğrudan konfedere devletlerde geçerli değildir. Diyet meclisinin kararlarının her konfedere devlet tarafından ayrıca onaylanması gerekir.”(GÖZLER,2004:72)

Federasyon ise; “kendi bünyelerinde belirli bir özerkliği koruyarak iki veya daha fazla devletin tek bir merkezi iktidara bağlı olarak oluşturdukları devletler topluluğudur” diyebiliriz. Federasyonda iki tür devlet vardır. Bunlar; “federe devlet” ve “federal devlet” tir. Federe devletlere eyalet veya kanton da denir. Federe devletler federasyonun kurucu unsurlarıdır. Federasyonda federe devletlerin ayrı birer ülkesi, halkı ve kendine has sınırlandırılmış da olsa, egemenlik hakkı vardır. Federal devletin de ülkesi, halkı ve egemenlik yetkisi vardır. Federal devletin ülkesi, halkı ve egemenlik yetkisi federe devletlerin ülkesini, halkını ve egemenlik yetkisini de içine almaktadır.

Federal Devlet ile Üniter Devlet arasındaki farklar şöyledir;

  • Üniter devlette tek bir devlet vardır; federal devlette ise federe ve federal devlet olmak üzere iki tür devlet vardır,
  • Üniter devlette tek bir hukuk düzeni vardır; federal devlette ise federal hukuk düzeni ve federe hukuk düzeni olmak üzere iki tür hukuk düzeni vardır,
  • Üniter devlette tek bir yasama, yürütme ve yargı organı vardır; federal devlette ise federal yasama, yürütme ve yargı organı ve federe yasama, yürütme ve yargı organı olmak üzere ikili bir yapı mevcuttur.

Sonuç olarak; ülkemizde şu anda hükümet sistemi olarak parlamenter sistem veya (bana göre) yarı-başkanlık diyebileceğimiz model uygulanıyor olmakla beraber, devlet şekli olarak üniter devlet modeli uygulanmaktadır. 1920-1923 yılları arasında Türkiye’de hükümet sistemi olarak Meclis Hükümeti Sistemi uygulanmış, yine devlet şekli olarak üniter devlet modeli mevcut yapısını korumuştur. Bugün Federal Almanya Cumhuriyeti, hükümet sistemi olarak parlamenter sistemi uygulamasına rağmen, devlet şekli olarak federalizmi uygulamaktadır. Peru ve Şili gibi ülkeler ise hükümet sistemi olarak Başkanlık sistemini uygulamalarına rağmen, devlet şekli olarak üniter devlet modelini uygulamaktadırlar. Buradan da anlaşılacağı üzere; Federal devlet şekli, Başkanlık sisteminin zorunlu bir sonucu olmayıp bu sistem üniter devletlerde de uygulanabilir. Başkanlık sisteminde Federal bir yapıya sahip olmak, sistemin temel şartları arasında yer alan bir zorunluluk değildir.

.

Nuri ÇELİK

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

BENZER İÇERİKLER

Yorumlar (7)

  1. nihal öztürk dedi ki:

    Sayın Çelik son zamanlarda bilinmesi zaruri olan bir konuya değinerek şahsım adına çok faydalandığım bir yazı yazmışşınız. Sizin ifade ettiğiniz gibi ” Yürütme organının tepesinde, parlâmenter hükümet sistemlerinde “Bakanlar Kurulu”, başkanlık sistemlerinde “başkan” vardır.” Esasında bu cümleniz ile konunun özünü çok güzel ifade etmişşiniz. Bence, aklımıza takılan çelişkilerden ve endişelerden biraz sıyrılmamız gerektiğini düşünüyorum.Çok açıklayıcı ve net bir yazı olmuş.
    Kaleminize emeğinize sağlık.

  2. Rabia Gül dedi ki:

    Gündemi meşgul eden ve herkesin fikir sahibi olması gereken bir konu üzerinde durmuşsunuz. Sistemler hakkında yazdıklarınız, fikrimize alt yapı olacak bilgiler içeriyor. Bu yönden yararlı bir yazı olmuş. Emeğinize sağlık.

  3. BİLAL dedi ki:

    Başkanlık sisteminden korkanlar herhalde işin diktatörlüğe dönüşeceğini sandıkları için istemiyorlar. Sayın Nuri Bey sayenizde çeşitli kavramlar üzerinde bilgi sahibi oldum. Yazılarınızın takipçisiyim. Emeğiniz için teşekkürler…

  4. t dedi ki:

    Parlamenter rejim, bu konuda fikir üreten birçok kişiye göre artık tarihî misyonunu tamamlamıştır. Nitekim, dünyanın hiçbir bölgesinde bu sistem kitaplarda yer alan şekliyle uygulanamamaktadır. ABDde yıllardır uygulanan ve tüm dünyada Başkanlık sistemi olarak adlandırılan modelin asıl adı, Kongre Hükümetidir. Ben, Fransadaki yarı başkanlık sistemiyle ABDdeki tam başkanlık sisteminin karması bir modeli öneriyorum. Bu modelde, Fransız sisteminin üniter yapısıyla ABDdeki başkanın yetkileri buluşturuluyor. Yani hem üniter yapı korunuyor, hem de tam başkanlık yetkileri kullanılabiliyor.

  5. Taha Akkale dedi ki:

    Parlamenter rejim, bu konuda fikir üreten birçok düşünce adamına göre artık tarihî misyonunu tamamlamıştır. Nitekim, dünyanın hiçbir bölgesinde bu sistem kitaplarda yer alan şekliyle uygulanamamaktadır. ABD’de yıllardır uygulanan ve tüm dünyada Başkanlık sistemi olarak adlandırılan modelin asıl adı, Kongre Hükümetidir. Bu modelde eyalet sistemi ve tam başkanlık uygulaması vardır. Fransa’daki yarı başkanlık sistemiyle ABD’deki tam başkanlık sisteminin karması bir modeli öneriyorum. Bu modelde, Fransız sisteminin üniter yapısıyla ABD’deki başkanın yetkileri buluşturuluyor. Yani hem üniter yapı korunuyor, hem de tam başkanlık yetkileri kullanılabiliyor. Bir sonraki yazınızda bu konudaki ayrıntılı görüşlerinizi de bekliyoruz. Teşekkürler.

  6. Alper dedi ki:

    Merhabalar Av. Alper Çohaz ben. Aynı konuda ve fakat farklı doğrultuda Radikal’de yayınlanan yazım için bkz. http://www.radikal.com.tr/yorum/federatif_baskanlik_sistemi-1133649 Yazarın da belirttiği üzere, Türkiye’nin şu anda uyguladığı sistem anlaşılamamaktadır. Parlamenter sistem midir? Hayır. Yarı-başkanlık sistemi midir? Hayır. Böyle bir şekilde yani peyderpey kanun yapma tekniği gelişmiş ülkelerde görülmez. Sistem değiştirilmek isteniyorsa, Anayasa’nın tüm hükümleri bu doğrultuda sistemin özü ve sözüne uygun olarak değiştirilmelidir. Aksi takdirde, şu anda karşılaştığımız durum, Prof Özbudun’un da belirttiği gibi, halk tarafından seçilen meşru bir Cumhurbaşkanı ile yine halk tarafından seçilen meşru bir Başbakan’ın var olmasıdır. Bu iki meşru makamın arasında oluşabilecek muhtemel bir ihtilafta sistem kilitlenecektir. Zaten dünyada yarı-başkanlık sistemini uygulayan gelişmiş ülke olarak nitelendirebileceğimiz tek ülke Fransa’dır. Nitekim, Fransa’nın da 1789 yılına dayanan demokrasi köklerini göz ardı etmemek gerekir. Başkanlık sistemine gelecek olursak, bu sistemi uygulayan ülkelerin ya demokrasisi çok gelişmiş ülkeler ya da demokratik olmayan ve otokratik sistemle yönetilen ülkeler olduğunu görürüz. Öyle ki, yazımda da belirttiğim gibi, ABD’de halk başkanını örneğin Cumhuriyetçi kanattan seçerken, meclisi oluşturan senato ve/veya temsilciler meclisini Demokrat kanattan seçmektedir. Bu mealde, sorulması gereken soru şu olmalıdır: Türk halkı AKP’li bir başkan seçerse, meclisi de CHP veya MHP çoğunluğuna bırakabilecek midir? Çünkü, aksi taktirde, korkular gerçek olacak, Türkiye otokratik bir şekilde yönetilebilecektir.

  7. aliemre dedi ki:

    Sayın hocam faydalı bi paylaşım olduğunu düşünmekle beraber farklı düşüncedeyim.Sağlıklı bir başkanlık rejimi isteniyorsa federal yapı kendisini eninde sonunda kabul ettirecektir.Üniter yapılı bir devlette başkanlık sisteminin sağlıklı bir şekilde işlemediği bir gerçektir.Yazınızdaki örnektende yola çıkarsak söylediğim doğrulanmaktadır.Gerek Şili’de gerekse Peru’da başkanlık sistemin birçok özelliği kendini gösterememektedir.Sistem beraberinde darbelere ve diktatörlüğe yol açmaktadır.Teoride gözüken pratikte uygulanmamakta veya uygulanamamaktadır.Evet üniter devlette başkanlık sistemi uygulanabilir ama bu sadece kağıt üzerinde kalmaktadır.Kanımca ülkemizdede durum farklı olmayacaktır.Böyle bir siyasi ortama hazır değiliz,duyulan endişeler gayet yerindedir.Başkanlık sistemi bizide çıkmaza sürükleyecektir.Üniter yapıyı koruma düşüncesi bizi çıkmaza sürüklerken federal yapıya geçme eğilimi ise bölünmeye yol açacaktır.Son olarak yorumumu çok değerli hocalarımın görüşleriyle bitirmek istiyorum.

    Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu: Başkanlık sistemi konusu Özal döneminde açıkça savunulmuştur. Bu yönde destek bulamayınca parlamenter sistemi başkanlık sistemine devşirme yöntemiyle yozlaştırdı. Özal’ın ölümüyle bu süreç durmuştu. Başkanlık sistemini bir tek ABD iyi şekilde uyguluyor. Çünkü orda parti disiplini yok. Bu sistem seçimle gelen bir kişinin her şeye sahip olmasını sağlar. ABD’de federal bir sistem, biz de ise üniter bir sistem var. Koşullarımız çok farklı. Orda yasama, yürütme ve yargı keskin bir şekilde ayrılmıştır. Kuvvetler ayrılığı çok belirgindir. ABD’de federe devletler başkanın dikdatörlüğe gitmesini engelliyor. Türkiye’de kuvvetler arasında yatay geçişler olduğu için bu rejim bizde işlemez. Bu rejim yepyeni bir anayasa gerektirir. Başkanlık sistemi Türkiye için hiç bir avantaj getirmez.

    Prof. Erdoğan Teziç: Başkanlık sistemi ABD’de 1787 anayasasıyla ABD’ye özgü koşullarla oluşturulmuş bir sistemdir. Bu sistemin başka ülkelerce örnek alınarak uygulanabilmesinin düşünülmesi bugüne kadar o ülkeler için iyi sonuçlar getirmemiştir. Bu sistem otoriter rejimin doğmasına zemin hazırlar. Rejime dışarıdan yapılan müdahelerle de istenmeyen sonuçlar olmuştur. Bunun araştırmadan gündeme getirmesi çok yersiz. Federal yapılı ABD’de disiplinli olmayan serbest siyasi partiler odluğu için bu sistem uygulanabilmiştir. Çünkü ABD’nin çok güçlü bir ekonomisi, son derece güçlü yargı bağımsızlığı, lider sultası olmaması ve bizden farklı olan serbest partileri var. Biz ABD ile aynı koşulları taşımıyoruz. ABD kuruluşundan beri liberal bir ülke. Dolayısıyla başkanlık rejimi ABD dışında başka bir ülkede işlemez. Türkiye için bu rejimi düşünemiyorum bile. Ayrıca bu sistem böyle prova yapılarak ulaşılabilecek bir rejim değil.

    Prof. Dr. Levent Köker: Türkiye gibi merkeziyetçi yapıya sahip devletlerde başkanlık sistemi problemlidir.

Yorum Ekleyebilirsiniz